Büyülü yeşil , büyülü mavi Ordu

Başlıktanda anlaşıldığı gibi sizi büyülü yeşil , büyülü mavi Ordu  da yaylaları ve kimi zaman çılgın kimi zaman durgun olan  mavi bir denizi bekliyor  … İlk kez  Karadeniz bölgesinde bir şehir gören ben haliyle doğasına resmen çarpıldım . Uzun sahil şeridini hep duyardım ama işte duymak , hakkında bir şeyler okumak yetmiyor . Gidip görmek lazım ! Üzülerek ve utanarak söylüyorum ; Ordu hakkında fındığı dışında fazla bilgisi olmayan ben tüm göreceklerimden habersizdim,.Eminim bu yazıyı okuyan birçok kişi de benim durumumdadır.Bu yüzden nedense hep ötelenmiş Karadeniz Bölgesine  Ordu Valiliğinin ” 4Mevsim Ordu ” projesi  ve Gezginin Ayak İzleri yani sevgili arkadaşım  Cüneyt Durhan ın  organizasyonunda 4 gün bulunacak olmanın heyecanı ile yola koyuldum . Vesile ile kendilerini gezi yazılarından tanıdığım birçok arkadaşımla birlikte gezdik , gördük lezzetli yemekleri tattık . İsterseniz gelin anlatacaklarımı okuyun , fotoğraflara bakın zaten sonra bir bakmışsınız bilet almışsınız kendinizi sahilde çay içerken bulmuşsunuz . Haydi şimdilik beraberce Ordu ya uzanalım …

ORDU
Bana öyle geliyor ki Ordu kıyı şeridi Karadeniz in hırçın dalgalarının dinlendiği yer . Ya da biz gittiğimizde sakindi kimbilir ?? Fakat bizim orada olduğumuz günlerde insanlar upuzun kumsallarda denizin keyfini çıkarıyordu . Nedense kafamda Karadeniz havası hep yağmurlu hep serinmiş gibi bir algı oluşmuş , ne kadar da yanılmışım. İlla ki Ege ve Akdeniz kıyıları yaz tatili için düşünülür ya hani ; aksine şaşırtıcı derecede sıcak bir hava , tertemiz uzanan kumsallar , masmavi bir deniz var . Üstüne bir de Karadeniz insanının sıcaklığını , mutfağının çeşitliğini koyun nasıl da cazip geldi değil mi ?

Görülecek o kadar çok yer var ki mesela  deniz kıyısındaki Ordu merkezden kısa bir yolculukla  yaylalara çıkabilirsiniz ,şelalelerde yüzebilir , sessizliği dinleyip huzur bulabilirsiniz .Hele hele doğa  sporlarına meraklı iseniz mesela  trekking , çadır kamp yapmayı sevenler ya da yamaç paraşütü yapmak isteyenler . Evet yanlış okumadınız  Ordu  Boztepe ye 15 dk lık teleferik ile çıkıp yamaç paraşütü yapma fırsatınız bile var . Bana  dağlar yeşillikler , uçmak cazip gelmiyor diyenleriniz çıkacaktır. Mesela tarih severim diyenler siz de buyrun 🙂 Tam yerindesiniz , Yason burnundaki kilisenin hikayesini yerinde dinlemek ,Ordu kalesine , Ünye kalesine  çıkmak , Etnografya müzesine ,Tarihi konakları ziyaret  etmek size çok keyif verecektir.
Gezilecek görülecek o kadar çok yeri var ki nereden başlasam bilemedim fakat bir yerden başlamam gerekiyor .

Ordu Kurul Kalesi

 

P8100073
Kurul Kalesi / Ordu

Şehrin merkezine 13 km mesafedeki Boyadı köyü sınırlarındaki sivri kayaya kurulmuş antik bir yerleşim merkezi aslında burası .Şu ana kadar 250-300 merdiven , bir takım oda duvarları ,su sarnıçları , tanrılara kurban adadıkları bir kısım gün ışığına çıkarılmış.Fakat çalışmalar halen büyük bir titizlikle sürdüğü için şu sıralar  ziyaretçilere kapalı idi .Anadolu nun en büyük topluluklarından Pontus krallığının lideri Mitridates tarafından M.Ö 1.yüzyılda kurulduğu ortaya çıkarılmış .Fakat bizi bilgilendirme amaçlı kabul eden Arkeolog arkadaşların anlattıkları ve gördüklerimiz karşısında şaşırmadık dersek  yalan olur .Sıcak havada 420 basamağı çıkmak çok zorluydu kabul ,  fakat  görülen manzaranın nasıl güzel olduğunu söylememe de gerek yok sanırım . Eskiler işi biliyor doğrusu  ya da şartlar bunu gerektiriyor diyelim .

 

P8100069  Orada çalışan genç arkeolog arkadaşlara selam verip ne kadar muazzam bir iş yaptıklarını söyleyip , tebrik ettik ve onları işleri ile başbaşa bıraktık . Sizin de yolunuz düşerse bir selam verin sevinirler .

 

 

 

 

Etnografya Müzesi  ;

 

1896 ylında Paşaoğlu Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan konak harika bir taş işçiliği örneği. İl merkezindeki Boztepe yolu üzerinde Selimiye mahallesindeki konak artık müze olarak hizmet veriyor .İçeride arkeolojik , etnografik parçalar , sikkeler , yakın tarihte kullanılan yöreye özgü giyecek ve aletler olmak üzere birçok eser görülebiliyor .  Meraklılarını bekleyen bu müzenin fıskiyeli şadırvanının yanında soluklanıp kısa bir molanın ardından şehri gezmeye devam edebilirsiniz .

 

 

 

 

P8100130

 

Boztepe  

 şehir size en güzel halini tam da buradan  gösteriyor. Denizden 450 metre yükseklikteki yamaçlarına isterseniz 6 km olan  yolla ulaşabilir isterseniz de sahilden teleferik ile de çıkabilirsiniz.Biz her iki yolla da çıktık . Ordu nun ünlü Boztepe sinde çok güzel sosyal tesisler var .Manzara eşliğinde yemek için çıkanlar , sadece bir çay kahve molası için gelenler , sadece  manzaranın tadını çıkarmak için gelenler dışında  paraşütle atlama deneyimi için gelen ziyaretçilerle dolup taşan bir nokta burası … İtiraf etmeliyim gitmeden önce mutlaka gör bayılacaksın diyen herkes çok haklıymış , bayıldım doğrusu … Akşam üzeri saatleri çıkmamız ise tam isabetti çünkü gündüz ışığında , gün batımında ve gece halini görme fırsatımız oldu . Her hali çok çekiciydi , Ordu buradan bambaşka güzel görünüyordu .

 

Taşbaşı Kilisesi ;  P8100127

Taşbaşı kilisesi olarak bilinen bina , 1853 yılında bölgede bulunan Rum-Ortodoks cemaati tarafından inşa edilmiş. Kilise 1937-1977 yılları arasında cezaevi olarak da kullanılmış. 1983 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen kilise, 10 Nisan 2000 tarihinden itibaren kültür merkezine dönüştürülmüş. Biz gittiğimizde kapalı olduğundan bahçedeki modern heykel sanatının örneklerini gördük.  Görülen o ki Ordu da arkeoloji ye önem veriliyor . Bu yazıyı yazarken yaptığım araştırmada okuduğuma göre  tarihi 5. ve 6. yüzyıla dayanan Kurul Kalesi’nde 2010 tarihinden beri yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan eserler sergilenecekmiş. Hatta  Ordu’dan bugüne kadar çıkarılmış ve başka şehirlere gönderilmiş tarihi eserler de bu yeni müzede sergilenecek olması çok sevindirici . Netice de taş yerinde ağırdır . Darısı tüm topraklarımızdan götürülen eserlere diyelim .

Yason Burnu

 Ordu gezimizde doğrusu beni en çok şaşırtan yer burası oldu . O kadar muazzam bir noktada ki doğa ile taş kilise birbirine o kadar yakışmış , o kadar uyum sağlamış ki sanırsınız dünya var olduğundan beri orada …

Oysa kilise 1869 da yapılmış .  P8100123

Yason burnu üzerindeki bu Rum kilisesi, Karadeniz bölgesinde deniz kenarında olan tek kilise. Bu tür mekanlarda İbadet edenleri olmadığı için ben hep hüzünleniyorum . Yerlerinden yurtlarından gidenlerin geride bıraktıklarını özlediklerini düşünüyorum .İsmi ise  Mitolojik bir hikayeden geliyor .Kim kimdir hep karıştırsam da mitolojik hikayaleri pek severim .Amcasının isteği üzerine atalarından kalan Altınpost un peşinden denizleri aşan Argonotların efsanevi lideri İason ( Yason ) baş kahramanımız .Hikayesinde neler neler oluyor bilseniz , anlatırdım fakat şimdilik sizde merak uyandırsın . Belli mi olur burnun tam ucundaki deniz fenerine kadar yürürken hikayeyi yerinde  dinlemek istersiniz . Çok da iyi yaparsınız  🙂 Bir de sabah erken ya da gün batımına denk getirirseniz  ohh miss gibi olur .Ahh bir de vosvos festivali zamanını kollarsanız aman da aman … IMG_1771

Şehir merkezi ;

Ordu merkezi oldukça gelişmiş alışveriş caddelerine , restourant , kafeteryalara , sahil çay bahçelerine , sahilde yürüyüşün yanısıra  spor yapma imkanlarına da sahip . Hemen kıyıda ki  Ordu Devlet Tiyatrosu , üniversiteleri ile  gelişmiş şehir özelliklerinin hepsini barındıran bir  Karadeniz şehrimiz .

 

 

 

 

Çiseli ( Karaoluk ) şelalesi ;IMG_1679

IMG_1675

 Dağların arasından kıvırla kıvrıla giden yol bizi  10 metreden akan suyun sesi , oluşturduğu gölet manzarasına getirdi . Kimi ziyaretçiler buz gibi soğuk suya aldırmadan yüzüyor , kimi ziyaretçiler piknik yapıyordu. Bizim grubumuzda mayosunu yanına getirmeyi akıl eden arkadaşlar tadını çıkardı , bize ise sadece ayaklarımızı sokmak kaldı . Ama şelale , gölet , etraftaki ormanda manzarası ile gözlerimizi ve ruhumuzu dinlendik.

 

IMG_1695

Medrese Önü ;

mola vermek için daha iyisi düşünülemezdi .Deniz kıyısındaki tesiste bizi çok güzel ağırladılar , sağolsunlar . Küçük koyda denizin tadını çıkaran tatilciler bir yanda , diğer yanda ekmek peşine balığa çıkanlar , dalga sesleri ve tabii bizi çarpan fazla oksijen hepsi bir arada yemek sonrası içilen çaya ayrı bir tat bırakmıştı.Yolunuzu düşürün diyeceğim yerlerden biri de burası . Bana hak vereceksiniz 🙂

 

 

 

IMG_1827

 

 

Gaga Gölü ;  bu göl bizim davetlisi olduğumuz yayla kahvaltısına giderken yolumuzun üstündeydi . Heyelanla oluşmuş birkaç gölden birisi sadece Gaga gölü . Sabah saatlerinde  kenarında oturup sessizliği dinlemek , yanında Resul abinin yerinde kızının ikramı çayı  içmek nasılda güzel geldi .

 

IMG_1893Sarıçiçek yaylası  

Olukdüzü mevkiindeki bu yaylaya Çatalpınar belediyesi davetlisi olarak gittik. Fındık yetiştiriciliğinin yanısıra ilçe balcılık ile meşhur. Eee böyle güzel bir coğrafyadaki ballar nasıl olur az çok tahmin edersiniz . Biz bu bilgiyi almıştık fakat yaylada bizim için hazırlanmış mükemmel kahvaltıdan habersizdik. Yeni yolda yapılan düzenlemeler nedeniyle eski yol dedikleri bolca virajlı ama harika manzaralar eşliğinde yaylaya çıktık. Yol boyunca sıralı evlerin önünde oynayan çocukların meraklı bakışlarından sonra yaylaya ulaştığında asıl şaşkın olan bizlerdik. Neden mi ? Bizim için hazırlanan kahvaltı için hummalı bir çalışma içinde olan kadınlar , dört yana koşuşturan çocuklar , hoşgeldiniz demek için yaşlarına bakmazsızın ayağa kalkan amcalar bizi öylesine şaşırttı ki anlatmam . Zannediyorum büyük şehirde yaşayan bizlere garip onlar için olağan bir gündü . Öyle ya aslında bide yöre insanının misafirperverliğini biliyorduk ama insan birebir yaşayınca anlıyormuş .

IMG_1894Kahvaltıda hani derler ya kuş sütü eksik diye tam anlamıyla öyleydi .Emeği geçen herkese çok çok çok teşekkürler  . Bayatlamayan ekşi maya ekmeğinden , gözlemeye , ev yoğurdundan  , kaymak  bala , turşudan armut pekmezine herşey öylesine doğaldı ki fındık toplamaya gitmek için enerji toplamamıza yetip artmıştı. Bahçelere dalıp şaşkınlıkla ilk kez dalında fındık görmenin heyecanı ile her birimiz dağıldık . Aşağı iniş vakti yaklaşmıştı , bir yandan da hava değişmiş sis gelmişti. Manzara hakkında artık birşey söylememe gerek yok zannederim.

 

 

IMG_1859IMG_1867

Akkaya kalesi

Çatalpınar ilçesine bağlı Akkaya mevkisinde bulunan kale zorlu bir tırmanış , şahane bir manzara sunuyor . Kalenin dibinde ise civardaki Alevilere hizmet veren cemevinde bizi çok güzel ağırladılar .Meyveler yedirdiler ,  güleryüzleri  ve canayakınlıkları ile akıllarımızda yer ettiler .

 

 

IMG_1914
Uzundere Şelalesi
Uzundere Şelalesi

bizden önce gidenlerin anlata anlata bitiremedikleri şelale gerçekten nefes kesiciymiş. Zorlu yollar her zaman müthiş güzellikleri saklar ya tam da öyle oldu. Yemyeşil köy yollarını geçtik , virajları döndük durduk  amma karşımıza çıkan güzellik tüm bunları bir anda unutturdu . Ülkemizin en yüksek şelalesi ünvanını yaklaşık 110 metreden dökülmesiyle almış .Yeşillikler içerinde kendinizi kaybetmeniz mümkün iken bir yandan ister istemez su sesine yöneliyorsunuz .Veee karşınızda şelale ! Buz gibi su ayaklarınızı , suyun sesi ruhunuzu , yeşillikler gözlerinizi dinlendiriyor . İnsan daha ne ister ki değil mi …

 

IMG_1912
Uzundere Şelalesi çıkışı

 

IMG_1928
Uzundere Şelalesi yolundan bir kare

 

 

IMG_2037Perşembe yaylası ve Menderesler

Perşembe ilçesi uzun kumsalları ile ünlü olsa da doğa turizmi için çeşitlilikler sunuyor . Bunların başında Menderesler geliyor .Coğrafi tabiri kısaca şöyle ; ” Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma gücünün azalmasına neden olur. Akarsu büklümler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı büklümlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır  ”

IMG_2019

Başlı başına bir doğa harikası , zaten ülkemizde bir eşi daha yok .1500 metre rakımdaki Perşembe yaylasında ziyaretçileri şaşkına çevirecek bu manzara  bekliyor . İtiraf etmeliyim benim ağzım açık kaldı .Daha önce bu kadar saf bir güzellik görmemiştim. Akşam üzeri olması ve havanın biraz sisli olması şanssızlığımızmış öyle dediler . Buna rağmen öylesine büyüleyiciydi ki kelimelerle tarif etmem olanaksız . Lütfen bu yazımı okuyan sizler aklınızın bir köşesinde olsun gidip görün .Unutmayın yörede yetişen kekikle beslenmiş hayvanların etleri ile çekeceğiniz ziyafette damağınıza hitap edecek . Bir de bunu  Aybastı kent ormanı milli parkında yaparsanız değmeyin keyfinize 🙂

 

ÜNYE de zaman ! 

IMG_1800
ünye konakları

Ordu ilimizin görülecek o kadar çok yeri olunca  birbirinden güzel ilçelerinden sadece birkaçını gezebildik.Bunlardan biri de Ünyeydi . Deniz kenarındaki ilçeye ziyaretimiz kahvaltı daveti ile başladı .Belediye başkanı yardımcısı Sn .Erhan Eren sağolsunlar o kadar güzel ev sahipliği yaptı ki sadece ikram ettikleri kahvaltıdan bahsetmiyorum tabii ki 🙂 İlçeyi beraberce gezdik bilgiler aldık .Sadece bir gün gezmenin yetmeyeceğini anladık fakat kısıtlı vaktimizde olduğunca hızlı dolaştık. Orta çarşıda eski evler , bakırcılar çarşısındaki zanaatkar  ustaları çalışırken gördük  , Osmanlı dan miras camilerimizle çevrili meydanlardan geçtik ,  500 er yaşındaki yaşlı çınar ağaçlarına hayranlıkla baktık ,  restorasyonu yakında bitecek tarihi hamamın yanından geçerek Kadılar yokuşuna yöneldik. Dönemin Kadılarının konaklarından oluşan sıralı evler şimdilerde restore edilmiş ve edilmeye devam etmekte . Her biri Osmanlı inceliklerini barındırıyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse ; dış avlu kapısı bir konağa giden bir de müştemilat kısmına giden şeklinde iki adet . Fakat her ikisi de ağaların geçtiği çalışanların geçtiği diye ayrı ayrı gözetilmeksizin itina ile süslenmiş , değer verilmiş. Maalesef statüsünden ötürü insan ayrımı yapıldığı çağımız bu inceliklerden uzak 🙁  

Ünye Belediyesi Müze Evi

Yokuşun bitiminde bizi bekleyen 1760 yılında yapıldığı bilinen Kaptanlar evine geldik .Burası şimdilerde Türkiyenin 3. , Karadeniz Bölgesinin ilk ”  Somut Olmayan Kültürel Miras  Müzesi  ”  Müzede Osmanlı kültürünün günlük ve sosyal yaşamında kullanılan öğelerin canlı olarak izlenebilme ve deneyimlenebilme imkanı var. Ziyaretçiler müzeye geldiğinde çocuk oyunlarından örneğin seksek , ip atlama ,dokuztaş ,  topaç , halat çekmeyi yaşayabilecek .IMG_1802

Bunların yanısıra karagöz hacivat izlemek , ebru , ıhlamur baskı gibi el sanatlarını yakından görüp yapabilecek .  Müze evde Ünyeli ailelerin bağışladığı eşyalar ile kültürel zenginliğimizin bir parçası olan deyimlerimizin nerelerden geldiğinin anlatılışı çok etkileyiciydi. Hemen hergün kullandığımız sözleri bize hikaye tadında anlatan Sn . İhsan Akbulut beyefendiye buradan kucak dolusu sevgiler gönderiyorum . Sizi merakta bırakmayayım da birkaç örnek vereyim ; mesela püf noktası deyimi , mercimeği fırına vermek , işleri tıkırında , darısı başına , yangına körükle gitmek , bir yastıkta kocamak , mangalda kül bırakmamak ilk aklıma gelenler . Hepsinin hiç tahmin edemeyeceğiniz bir hikayesi varmış meğer . Artık sizde Ünye ye gittiğinizde bu müzeye uğrayıp bizzat  dinlersiniz . IMG_1806IMG_1665

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Müze ev eski kaptan Server beyin evinden dönüştürülmüş . Haliyle koca konak birçok odası var . Baş oda vitray camlardan , orginal ahşap tavana , ocak , hamam, yüklük kısmıyla Ünye kilimden çeyiz sandığına çevrede kullanılan tüm materyallerle tam bir eski Ünye evini yansıtıyor. Mutfak geometrik desenli ahşap tavan altında sedirlerle çevrelenmiş ortadaki sini etrafında bakır kaplar , cezveler , tepsilerle dönemini yansıtıyor . Ali Rıza – Meliha <erüş odası ise evin son sahiplerinden kalma eserleri bulunduğu odadır. Kaptan Server bey odasında ise pirinç karyola üzerinde 125 yıllık atlas saten üzerine tel sarma örtüsü , acem halısı , gaz lambası  ,mangal ve ibrik ile bizi karşılıyor . Ortadaki sofa bütün odaların açıldığı alt kat ile bağlantı noktası olan ev halkının ortak yaşam alanıdır. Bir köşesinde sadece konağın en yaşlısının oturup Kur’an okuduğu dinlendiği yer bulunur .IMG_1660IMG_1803

Yazarken atladığım çok fazla detay vardır eminim , bana düşen elimden geldiği kadar anlatmaktı .Siz siz olun bu tarihsel yolculuğa çıkın , bayılacaksınız .Geçmişden günümüze oluşan bu köprüyü canlı canlı deneyimlemek çok farklıymış , biz bunu gördük .

Ünye kalesi

açıkçası hava sıcaktı,  biraz yorulmuş ,fazlaca oksijene maruz kalmıştım .Aman kale mi ? yok ben çıkmayayım dedim . Sonra daha önce deneyimlemiş olan Gezginin Ayak izleri – Cüneyt i dinledim ve çıktım .İyi ki de çıkmışım . Nasıl bir muhteşem yerdir öyle ! Gün yüzüne çıkmasa da az çok görülen surları , girişteki kaya mezarları ,  kraliçenin küveti ( yazar burda hasetinden çatlamaktadır )  , taş oluşumundan ötürü tırmanması zor merdivenleri , bilinen iki derin kuyusu  ve tabii ki zirvedeki müthiş manzarası ile bir kalede daha ne olabilir dedirtiyor

Kim ne zaman yapmış dedik ve sorularımıza cevapları Ünye belediyesi nin değerli çalışanlarından aldık .

Kalenin ilk inşâ tarihi M.Ö. 250 yıllarındadır. İran Kökenli bir Pontus Kral’ı olan 2. Mitradates tarafından yaptırılmıştır.Bu Mitradates de ilginç bir kişilikmiş .IMG_1807

Vikipedia dan öğreniyoruz ki ;

Büyük Mithridates ,Pontus kralı olarak Anadolu’da MÖ 120 – MÖ 63 yıllarında hüküm sürmüş .Roma Cumhuriyeti‘ne karşı en başarılı ve zeki düşmanı sayılırmış . Küçük yaşta öz annesinin kendisini zehirlemek istemesinden dolayı çeşitli zehirler geliştirmiş. İlk zehir bilimci sayıldığı gibi ,tarihte ilk biyolijik silahları kullanan kişiymiş. Düşmanlarının yemeklerine kendi yaptığı zehirleri katarak ölmelerini sağlamış.Savaş hazırlıklarına karşı çıkan oğlu Machares’i idam ettirmiş. . Ömrü boyunca geliştirdiği ve adını verdiği zehire karşı bağışıklık kazanma yöntemi olan Mitridatizm ustası olduğu için, kendini zehirleme çabaları boşa çıkmış  ve MÖ 63. yılında diğer oğlu  2. Farnakes‘in eline düşmemek için sarayında intihar etmiş bunu  yakın korumasına öldürtmek zorunda kalarak gereçekleştirmiş.

Aslında tarihte 6 tane Mithridates varmış fakat tarihe iz bırakan en sonuncusu olan 6.mithridates’tir. bu adam Anadolu topraklarında işgalci güç konumunda olan roma imparatorluğuna tek başına kafa tutmasının yanında, m.ö.88 yılının bahar veya yaz aylarında ephesos akşamı olarak bilinen olayda; çoluk çoluk, genç, yaşlı, özgür köle fark etmeksizin 80.000 kişiyi öldürttüğü söylenmekteymiş .

Bunu da dinleyince bizler için kalenin zirvesinde olmak daha da heyecan verici olmuştu . Nasıl fotoğraf çekeceğimizi bilemeden heyecanla sağa sola bakınırken sosyal medyanın bildiği ismiyle  amcaoğlu imdadımıza yetişti  ve bu değişik kareyi çektik . Zirve de biz !

IMG_1986

Yunus Emre Türbesi  

 doğum ve ölüm tarihi kesin bilinmemekle beraber ülkemizde 10 farIMG_1819klı yerde mezarı olan Şeyh için yapılan bu türbe Ünye belediyesi ve Şeyh Yunus Emre derneğinin katkılarıyla çok hoş olmuş .Etrafında çam ağaçları , şehrin halen ve geçmişten beri kullanılan mezarları arasında yürürken bir yandan Yunus Emre dizelerini okuyabilirsiniz .Ağaçların arasında duyulan ilahi ve dua sesleri de ortama mistik bir hava veriyor . Halkın güzel manzaradan da faydalanacağı bir çay ocağı ile daha aktif bir yere dönüşecek olmasını takdir etmemek elde değil .

Asarkaya kent ormanı ;

 diyelim ki Ünye ye geldiniz gezdiniz tozdunuz bitiremediniz ama diyelim ki haydi birazda dinlenelim dediniz işte orası Asarkaya kent ormanıdır . Ünyeliler ve civardan gelen  piknikçiler için düşünülerek yapılmış bir park sizi bekliyor . Biz yine Ünye belediyesinin misafiri olarak yedik içtik , dinlendik. Bu sırada daha göremediğimiz bir başka gezide detaylı inceleyeceğimiz yerler hakkında bilgi aldık .

Nereler yok ki listede ;

  1. Tozkoparan Mağarası,
  2. İnkur Çet Dağı : Mesire ve Piknik Alanı,
  3. Çamlık ve Sahilden Aynikola Mevkii : Mesire, Piknik ve Sahil,
  4. Cevizdere : Dere Kenarında Piknik ve Mesira Alanı,
  5. Çakırtepe : Manzara ve Ünye Pidesi Keyfi,
  6. Ünye İskelesi : Denizin içine doğru 30 metre kadar açılmak ister misiniz ?
  7. Karadeniz ve Sahil,
  8.  Büyük Camii, Orta Camii, Burunucu Camii. Tekkiraz Beldesindeki Yaycı Köyü, Kabadirek Camii

Liste uzun ama akşam olmak üzere .Yemeği yedik içtik, birazda yediklerimizi yaksak fena olmaz der demez Ünye belediyesinin işletmesindeki Binicilik tesislerine gideceğimizi öğrendik . Ne kadar sevimli geliyor kulağa değil mi ? Atlara binme şansımız olacaktı , sevebilecektik. Aynen de öyle oldu çocuklar gibi şendik , her birimiz etrafa dağıldık . Bizler ,   Ünye’ liller için büyük şans olan bu tesislerden istemeye istemeye ayrıldık  .

Ordu ya döndüğümüzde tekrar gelme planları , bir an önce yakınlarımızdan başlayarak nasıl anlatacağımızı konuşup durduk .  ORDU  öyle 4 günde gezilip görülecek bir şehir değilmiş onu iyice ANLADIK .

 

Bu gezimizde desteklerini esirmeyen

Sn. Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu’na çok çok teşekkürler

Sn. Ordu İl Kültür Turizm Müdürü Uğur Toparlak’a,

Sn. Ünye Belediye Başkan Yrd. Erhan Eren’e ve İlhan Kartal’a,

 Ordu Valiliği Basın Danışmanı Mustafa Sezer’e, 

Ünye deki basın mensuplarına  ,

Çatalpınar belediyesi ve çevre halkına ,

Ünye Müzesi çalışanlarına ,

Zengin mutfakalarını bize sunan Ordu Aktaşlar Restorana  , Menderesönü  Üstün Kardeşler restorana , Ordu merkezde Fincan cafe ye ,

ulaşımda yardımcı olan şoför arkadaşlarımıza,  kısaca emeği geçen herkese  çok çok teşekkür ederim .

Ayrıca bu gezinin organizasyonunu yapan değerli arkadaşım   Gezginin Ayak İzleri‘ne çok çok teşekküler .IMG_2026IMG_2025IMG_2024IMG_2020

Katılımcı blogger arkadaşlarım hepinizi tanıdığıma çok memnun oldum  .

 Amcaoğlu, Bilinmeyen Rota, Çapulcu Yollarda, Çelebi Alper, Dünya’nın Yerlisi, Geze Geze Türkiye, Geziyorum Öyleyse Varım, Gezgin Kadınlar, Gezgin Kedi, Gezgin Martı, Gezginin Ayak İzleri, Gezmek Güzel, Giyen Bayan, Küçük Dünya,  Seyyahça, Tadında Seyahat, Yoldaki ve Zaferin Seyir Defteri    sizlere de teşekkürler … 

Gezimizin en güzel anlarını renkli kılan video çekimleriyle Amcaoğluna teşekkürler  ,video su altta diğer videoları için şuraya tık tık  https://www.youtube.com/user/umitakbaslafoto

 

 

Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

1 Comment

  1. Gezi yazılarınızı okuduktan sonra 10 sene önce gittiğim ordu ya tekrar gitmek istiyorum ,fotoğraflar harika ,doğa muhteşem görünüyor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir