VATiKAN

Dünyanın en küçük yüzölçümüne  sahip ülkesi olan Vatikan’ın   bütün katolikler için tartışmasız çok önemli yeri vardır . 1929 dan bu yana bağımsız bir devlettir. Devlet başkanı papadır. 930 kişi nin yaşadığı bu devleti 100 kişilik İsviçre askerleri korur. . ‘’ Vatikan’ın doğrudan ya da dolaylı olarak sahibi olduğu veya yönlendirdiği günlük, haftalık ve aylık 200’den fazla gazete ve dergi, 154 radyo istasyonu , 49 TV kanalı veya kablolu yayını vardır. ülkenin bütçesi; katoliklerden kesilen kilise vergisi, aidatlar, bağışlar, şirket gelirleri, hisse senedi-tahvil-bono gelirleri, bankacılık ve faiz gelirleri, hediyelik eşya satışlarından elde edilen gelirlerle basın yayından elde edilen reklâm gelirlerinden oluşur..

Vatikan’ı İsviçreli Katolik askerler, geleneksel giysileri içinde korumaktadırlar.(  Bu kıyafetleri de Michelangenlo nun tasarladığı söylenir )Ünlü Devlet kuramcısı Makyavel, aynı zamanda “prens” olan Papaların kendilerini paralı asker olan İsviçrelilere korutmasını sert bir dille eleştirmişti. Ona göre bu paralı askerler, kendilerine daha fazla para veren düşmanlara Papa’yı satabilirlerdi. Makyavel’in dediği doğruydu. Nitekim bir kaç kez Papalar, İsviçreli askerlerin ihanetine uğramışlardı. Ama yine de Papalar kendilerini İsviçreli paralı askerlere korutmaktan vazgeçmemişlerdi. Nedeni de çok ilginçti. İsviçreli paralı askerler ihanet etseler bile Vatikan’ın hiç bir sırrını açıklamıyorlardı. Vatikan’ı gizemli bir Kilise–Devleti yapan budur işte. Öğretiye göre “Vatikan’da öğrenilen sırlar öbür dünyada bile açıklanmaz.” Vatikan’ın sırlarını açıklayanların ve nesiller boyunca ailelerinin canları ve malları güvenlikte olmaz. Çünkü Vatikan gerçekten de inanılması güç sırları barındıran, gizli geçitleri, şifreleri ve yeraltı yollarıyla tam anlamıyla “esrarengiz” sayılan bir yerdir ve bu şöhretini de yüzlerce yıldır sadece kendisine sakladığı sırlarının başkalarınca öğrenilebilmesini önleyerek edinmiştir.
      Aklımda melekler ve şeytanlar filminin sahneleri ,belediye otobüsüne binmiş Roma ‘ nın içinde başka bir devler olan Vatikan a giderken heyecan içinde bunları okuyordum . Bizim aslında önceliğimiz  Vatikan müzeleriydi o yüzden de erken bir saatte gitmiştik ama o da ne kalabalığı görünce en iyisi ilk önce san Pietro kilisesine girelim dedik .
      Her milletten insan elinde haçlar , İnciller , papanın resimleri sıraya girmişti.Bizde aralarına karıştık ve 1.5 saat bekleyişten sonra beni çok fazla etkilemeyen tavan süslemeleri dışında kilise ve onun altındaki papaların mezarlarını gezdik .Gerçi  Michelangelo nun daha 24 yaşındayken yaptığı Meryemin kucağında Hz.İsa heykeli , ( Meryemin kucağındaki İsa heykeli ilgili olarak ilginç bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Hz İsa 40 yaşlarında bir erkek, Hz Meryem ise 16 yaşlarında genç bir kız olarak tasvir edilmiş. Neden Michelangelo’nun heykeli bu şekilde yaptığı bilinmiyor. Bir varsayıma göre heykeltraş genç yaşta annesini kaybetmiş. Onun getirdiği bir ayırt edememe olabilir deniyor. Ve ya heykeli genç yaşında yapmış olmasına yani 24 yaşında tecrübesinin az olmasına da veriliyor. .Meryem’in İsa’ya göre genç göründüğünü söyleyenlere Michelangelo şöyle cevap vermiş : İNSANLARI YAŞLANDIRAN GÜNAHLARDIR . )
Raphael in Hz.isa yı resmettiği sunak görülmeye değer .  Kilise kulesine çıkılabiliyor fakat o gün kapalı olduğu için biz çıkamadık .papanın her Pazar 12:00 de halka seslendiği balkon kısmından ,  koca meydana bir baktık ve nasıl oldu da o meydan  hınca hınç dolu iken  m.ali ağca ateş etti,  o cesareti buldu , nasıl kimse  görmedi diye konuşa konuşa tahminimizden çok daha uzun şehri çevreleyen duvarların dibinden müzeye doğru yürüdük .

 …

her yanınız muhteşem heykeller ile süslü
Ve müzenin önünde yine o bitmek bilmeyen kuyrukla karşılaştık.Neyse ki romapass kartlarımız sayesinde indirimli ve çabuk girme şansımız oldu .Fazla eşyaları emanete bırakıp karmakarışık müze planınını aldık başladık yürümeye . Ziyaretçilerin tek yönlü bir sistemi izlediği müzede Benim gibi Rönesans sanatı düşkünüyseniz belli başlı koleksiyonlara yönelmelisiniz . Planda bunlar da zaten renklerine göre ayrılmışlar.Dolayısıyla uzun sürecek geziyi daha az yorgunlukla kotarmak mümkünleşir. Allahım bu küçücük denilen ülkenin ne büyük müzesi var diye diye uzun koridorlar , süslü duvar ve tavanlar arasında asıl görmemiz gereken Raffaello odalarına yöneldik. Raffaello öğrencileri ile birlikte başladığı projeyi bitirememiş ama ortaya çıkan eserleri hayranlıkla seyrederken her yeni odaya girişte ayrı bir heyacan hissediyorsunuz  ne de olsa sanat tarihçilerinin en büyük eserler diye adlandırdıkları resimler karşınızda .Burası böyleyse hemen koşarak Sistina şapeline gitmeliyiz diye ablamı bir çekiştirip durmam da hep bu yüzdendi .Sonunda o da görünce  bana hak verdi tabii ki …

 …

Michelangelo nun muhteşem eseri , sistina şapelinin tavanındadır.
Defalarca kitaplarda  ,internette gördüğüm incelediğim resimler ;  uzun koridorlar , merdivenler , o kalabalıktan sonra orada tam karşımızdaydı . Yan duvarlarda Botticelli , Rossellini , Michelangelo gibi ressamların Musa ve İsa peygamberlerin hayatlarından paralel sahneler resmedilmiş.. Dar duvarda Son Yargı da İsa nın gazabına uğrayan ruhlar resmi vardı ..Bu duvarı herhalde yarım saat filan incelemişsizdir. Sıra tavana geldiğinde resim sanatında daha da muhteşemi yoktur  dedik..Michelangelo nun 7 yıl boyunca tek başına özel bir iskele üzerinde yatarak yapmış .O kadar devasa bir resimler  ki akıl almıyor .ilk günahta adem ile havva nın cennetten kovulmaları betimlenmiş.Michelangelo şeytanı kadın bedeninde bir yılan olarak resmetmiş. .Güneşin ve ay ın yaradılışı , suların topraktan ayrılışı , adem in yaratılışı nuh tufasnı , Hz musa ve yılan gibi önemli dini olayları dinamik ve heycan verici bir kompozisyonda sunuyor…Buraya girdiğinizde fotograf çekmek , yüksek sesle konuşmak , oturmak , duvarlara dokunmak yasak .Her yanda güvenlik görevlileri hemen uyarıyor ve makinanızı dahi alabiliyor. Her bir resmin ne anlattığını ben okudum ablam dinledi , sonra bir daha o okudu ben resimleri inceledim ve zor da olsa çıkabildik . Veee bir turist geleneğine uyarak gizlice fotograf çekmeyi de unutmadım …Sarmal merdivenden inerek müzenin bahçesine çıkıp bir kahve molası verdik.Ehh hak etmiştik ,çok ama çok yorulmuştuk .Castello angelo ya yöneldik içine girmeden ( vaktimiz yoktu )  arkamızda dünyanın en önemli sanat eserleri önümüzde koca şehir Roma  yine vurduk kendimizi yollara …

 

Raffaellonun eseri
Vatikan koruyucuları
Meryem in kucağında İsa
vatikan müzesinin merdivenleri
koridorlar
sistine şapeli
Castelo angelo
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

4 Comments

  1. Okuduktan sonra şahsen Vatikan’ı gezmiş gibi hissettim, anlatım tarzın oldukça güzel.

    İnsanın hayatta vazgeçilmezleri olması, bir yere bağlı kalıp dünyanın başka yerlerindeki güzellikleri görememesi çok büyük bir eksikliktir, bunun üstesinden gelmeyi başarmış bir yakınımın olması beni mutlu ediyor 🙂

  2. Harika olmuş, seninle geziyor gibi hissettim! Anlatımın çok güzel, bir sürü bilgiyle birlikte heyecanını çok güzel yansıtmışsın.Devam etmelisin. Meryem’in kucağında Hz. İsa, Raffaello Odaları, Sistina Şapeli… sayende gördükçü, okudukça mutlu oldum, teşekkürler… Sıradaki Paris olsun mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir