Tolstoy ‘un evinde

Olur ya tanımayan varsa diye yazalım ,  kim bu Tolstoy ;

1828 -1910 da yaşamış Leo tolstoy ellili yaşlarında dünya çapında tanınmış bir Rus  yazardı. En bilinen başyapıtları Savaş ve Barış , Anna karanina dır. Fakat daha sonraları ilk eserlerinde resmettiği dünyayı redederek kendi damgasını taşıyan Hıristiyan Humanızm i üzerine yoğunlaştı. Bundan snra yazdıkları onun ortodoks mezhebinden afaroz edilmesine yol açtı. 1901 de Yasnaya polyana ya yerleşti , burada kendini bütünüyle mistisme ve köylüleri eğitmeye adadı.

Kimilerine göre evinden İstanbul a gitmek üzere çıkmış. Tren istasyonunda henüz trene binmeden ölü bulunmuştur. Kimileri eğer  o dönem Tolstoy un birtakım  düşünceleri Rus halkı arasında duyulsaydı farklı şeylere yol açardı deniyor . Ve ölümünün sır olduğu ifade ediliyor .

Siz en iyisi artık evine buyrun ;
ev dışarıdan pek sevimli

Büyük bahçeden kapısından  girince sağda ahır benzeri bir yapı var . Sağda ise evi bulunuyor. Girmek için sabırsız olmamız çok doğal ama bilet kesen bayanın bu kadar ağır çalışması anormal . Bir an önce girme telaşındayız diye bana mı öyle geldi yoksa ?

Kadın fotograf çektirmenin yasak olduğunu vurgulayarak söylemeyi ihmal etmiyor. Biletlerimiz elimizde kapıyı çalıyoruz . Amanın o da ne ; önce eski ev kokusu , sonra da içerideki şunları  ayağınıza geçirin diyen sert bakışlı kadıncağız karşılıyor. Tamam tamam deyip üzerimizdeki kıyafetleri vestiyer odasına verip kocaman keçe üzeri deri kaplanmış garip terlikleri ayakkabılarımızın üstüne giyoruz . Dışarıdan çamur gelmemesi ve ayakkabıların rahatsız edici sesini engellemiş oluyorlar . Bravo doğrusu ,  bir alkış gelsin müzecilere deyip öğrenci grubunun önünden başlıyoruz gezmeye !!!!

hep bunlar gizli çekim
Tolstoy un evinin içindeyiz

Tolstoy ailesi 9 yıl kış aylarını burada geçirmiş , yazları ise YasnayaPolyana kasabasındaki ailenin mülkü olan malikaneye geçerlermiş. Moskova da ki bu ev Lenin isteği üzerine müzeye çevrilmiş. Giriş katta salon , misafir odası , yemek salonu var . Her şey olduğu gibi muhafaza edilmiş. Dokunmak haliyle yasak ama insan dokunmak istiyor , oturmak istiyor eşyaların şahit olduğu sohbetleri duyacakmış gibi oluyor . Hele yazı masası , kalemleri , kagıtları , Tolstoy a gelen mektuplar , zarflar . Paltosu ahh o meşhur yakası ile kürklü paltosu da orada duruyor …

Tolstoy un paltosu iskemlenin arkasında

Çizmeler , baston , bisikleti  herşey nasıl da güzel . Dönem filmi çevriliyor da kostüm odasına girmiş gibi oluyorsunuz . Düşünsenize Tolstoy un soluğunu hissediyorsunuz .1881 de taşınmışlar buraya , o donemde ev daha küçükmüş Tolstoy un talimatlarıyla genişletilmiş. Çocuklar çok , hizmet edenler çok bir de Anna Karanina o kadar beğenilmiş ki ev misafirden geçilmiyormuş . Gorki mi istersiniz Çehov mu istersiniz hepsi akşam oturmasına gelirlermiş. Masa ve üzerindeki zarif yemek takımı , büfe özenle sergilenmiş. Her akşam guguklu saatin 18:00 i vurmasıyla aile yemeğe otururmuş. Yemekten sonra oğulları yan odaya geçerek Çin bilardosu oynarlarmış . Ev duvar sobası ile ısıtılıyormuş .İlk kez gördüğümüz bu sistemi anlamakta zorlandık.

foto-25C4-259Fraf-252810-2529
bütün müzelede ayağımıza geçirdikleri terlikler

Bahsetmeden geçemeyeceğim bir isim de karısı Sofia !   Tolstoy da nasıl bir eş varsa artık , kadın terzi , aşçı , iyi bir anne , resim yapmayı seviyor. Örgüden battaniyeler yapmış mesela halen sapasağlam .  Çocuk sayısı 13  (4 ünü toprağa veriyor ) , ev işleri yetmezmiş gibi bir de kocasının yazdıklarını temize çekiyor , evin giderini kayda alıyormuş. Hatta ev eşyalarının envanterini tutmuş . Bu bina 1921 de müze  ye çevrildiğinde çok faydasını görmüşlerdir eminim . Boşa dememişler her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır diye …

Tolstoy çalışma masasının kalitesi
Ya diğer Tolstoy lar

Çocukları da babalarına yardımcı oluyorlarmış . Kızları müzik ve resimle ilgilenirlermiş. Şakacı bir yapıya sahip Tolstoy ve geniş ailesi mutlu yaşamış gibi bir imaj çiziyorlar . Fakat 13 çocuktan 4 ü hastalıktan ölmüş .Kendini toparlayamamış ve neden ölüyorlar diye kendini bile suçlamış . Arasıra büyük kavgalara da tutuşurlarmış çünkü Tolstoy  toplumdan uzak bir hayat sürmek istermiş. Yine de ev  sanki  mutluluk yuvası gibi geldi bana . Çocuklarının   müzik aletleri , tahta atları , mama sandalyeleri , kitapları hepsi sergileniyor . Mesela büyük kızları pek marifetli aynı zamanda çok sevecenmiş. Eve gelen misafirlere bir siyah örtüyü tebeşir ile imzalatırmış , kızı da siyah örtüyü daha sonra renkli iplikler ile işlermiş . Ne  kadar da yaratıcıymış kime çektiyse artık yavrucak !

Bir diğer odaya açılan kapıdan şöyle bir bakılmasına izin veriliyor burası da büyük resim odası imiş. Dekoru ise Osmanlı tarzında , halısından tutunda yerdeki minderlere kadar Osmanlı .. Üst kata çıkan merdivenlerin başında doldurulmuş bir ayı var ve elindeki  tepsiye  kartvizitlerini bırakırlarmış . Üst katta ki salon öylesine geniş ki ; büyük bir piyano , neredeyse 20 kişilik bir masa , koltuklar bulunuyor . Tolstoy un avladığı ayının postu da piyanonun altında duruyor. Hemen oracıkta Haydn , Chopın ,Bethowen ın notaları duruyor . Ve bize odaya girer girmez eski bir piyano kaydı dinletiliyor. Meğer bu yazarın bestesi olan bir vals imiş  fakat o öldükten sonra arşivlerde bulunmuş bir arkadaşı da kayıt ettirmiş. Bir diğer köşede misafirleri ile oynadığı satranç takımı var . Özellikle de Maksim Gorki ile oynarlarmış.

foto-25C4-259Fraf-25287-2529
renklerin uyumsuzluğunun uyumu

Yan koridora da geçinde birkaç basamak ile kızların yatak odalarına iniyoruz . Burada iki şirin oda var . Kızlarının elbise ve ayakkabıları sergileniyor. Tolstoy kızlarının fazla elbiselerinin olmasına kızarmış.

 Diğer odalar

Mutfak ve hizmetçilerin kaldığı odaları da gördükten sonra Tolstoy un çalışma odasını görüyoruz . Gözleri aşırı derecede miyop olduğundan masanın ayaklarını kısaltarak mum ışığında aydınlanan kağıtlarına yaklaşmayı yeğlemiş. Hemen bitişikteki lavaboda dambıl ile sabahları ekzersiz yapar , odun kesmeye çıkar  , çalışma odasındaki sobayı yakarmış , kuyudan su çıkarır kızakla eve taşırmış . Sonra Moskova ya gider ayakkabıcılık  ile uğraşırmış . Ayakkabıcılıkta kullanılan aletleri de sergilenmiş ve kendi yaptığı  ayakkabıları da orada bulunuyor . Bisikleti de hemen orada duruyor . İç çekerek yazılarını yazdığı masaya bakıyoruz .Ev içindeki son oda burası maalesef 🙁 Ama bizim hiç  çıkasımız yok  .

Tolstoy un evinin ormanlık bahçeye bakan arka cephesi

Zor da olsa Moskova bizi bekler deyip çıkıyoruz . Sanırım Moskova ya bir daha gitsem , bir daha gitsem , bir daha gitsem gireceğim yerlerden biri bu ev  olacak .

Not : evin adresi şöyle ulıtsa Lva Tolstovo 21 moscova
giriş 200 ruble

Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir