Puşkin ‘in evinde

Moskova turistlere karmaşık gelen şehirlerin başındadır. Nedeni kiril alfabesi ile tabelalar , haritalardır. Fakat başlığımızdaki Puşkin ‘in evini bulmak zor değil.  Çünkü Moskova’nın en meşhur caddesi Arbatskaya üzerindedir. O  yüzden dert etmeyin hatta kime sorsanız gösterir.

Arbat caddesi için  Moskova’nın en renkli ve en canlı yeri denebilir. Sokak sanatçıları, artistler, tiyatrocular, dansçıların olduğu kadar halkında uğrak yeri. Çeşitli restoran, kafe, müze ve sanat merkezleri ile turistlerin ilk öğrendiği cadde burası . Arbat caddesinin Rus kültür tarihinde de önemli bir yeri var. Örneğin Çehov’un ünlü oyunu Üç Kız Kardeş ilk kez sokağın girişindeki meşhur Prag Lokantası’nda sahneye konmuş. Çaykovski bu sokakta yaşamış.

alıntıdır

Fakat sokakta yaşayan en meşhur  kişi Puşkin . Yazarın turkuaz mavisi meşhur evi Arbat’a giren herkesin önünde fotoğraf çektirdiği bir müze.

Soğuk bir Aralık günü Moskova ‘ya gitmek pek akıllı işi değildi , kabul ediyorum . Soğuk öyle böyle değilmiş laf aramızda . Peki o soğukta ısrarla Puşkin ‘in evini aramak mı ? Kimine göre gereksiz hatta saçma olabilir . Ama bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen Puşkin ‘i az buçuk tanıyorsunuz . Ya da yolunuz Moskova ‘ya düşecek araştırırken denk geldiniz .

Emin olun merak ettiğinize değecek , saygı duyulacak , hayran kalınacak bana göre ise  acınacak bir adam.

Kim bu Puşkin ?

Pushkin

Rus edebiyatının babası kabul edilen Puşkin ‘in çok ama çok acayip bir hayat hikayesi var . Bir kere babası soylu bir aileden . Anneden dedesi ise aslında Etiyopyalı . Şaşırdınız mı ? Bende ilk okuduğumda şaşırmıştım. Abram Petroviç  ,  1.Petro nun Afrikadan getirilen vaftiz oğlu imiş. İş böyle olunca soy ağacından şanslı olduğunu düşünebilirsiniz. Ama peşin fikirli olmayın. Ne şansı , ne soylu yaşamı , ahh zavallı Puşkin ahhh . Anlatacağım  sabırlı olun ! Daha Erzurum ‘a gidecek Kars’ a yolu düşecek ,oooohoo daha  neler neler gelecek başına Puşkin’imizin. Okumaya devam …

1799-1837 arasında yaşayan Puşkin aristokrasiye abartılı bir düşkünlüğü olan bir aileye sahipmiş. Kara , tombul,  hantal,sakar ve uyuşuk  çocuğu annesi pek sevmezmiş .Annesi, “kötü beyazlatılmış zenci çocuğa” benzeyen oğlundan tiksinirmiş. Hatta bu sadist anne Aleksandr’ın, avuçlarını sürekli birbirine sürtmesine kzıdığı için  ellerini arkadan bağlar  aç kalma cezası verirmiş. Mendilini, cebinden düşürüp durmasına sinir olduğu için  cebine diktirmiş, misafirlerin karşısına oğlunu çıkarıp onun neden bu cezayı aldığını anlatır alay edermiş. Fransız dadılarla büyütülmüş. Daha 8 yaşında Fransızca şiirler yazmış. 11 yaşında ise özgürlükçü şiirler yazmaya başlamış. Zaten küçüklüğünden beri hazır cevaplığıyla bilinirmiş . 6 yıl boyunca hiç kimseyle görüştürülmeden sıkı bir eğitime tabi tutulmuş. O dönemde (  bence can sıkıntısından)  şiirler yazmaya başlamış. Puşkin Çar’ ın emri ile yurt dışı temsilciliklerinde genç yaşında görev almış. Ama pek rahat durmamış . Düşünen ,üstelik sanatçı ruhu taşıyan her insan gibi problem çıkarmaya başlamış . Halkın refah seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini söylemeye başlayınca sürgüne gönderilmiş.

Sürgün dönemi ve sonrasında olağanüstü eserler meydana çıkarmış. Onun için büyük edebiyatçılardan Gogol ( ki Ölü Canlar romanını Gogol’ a yazdıran Puşkindir ) “Puşkin olağanüstü bir olaydır.” der . Dostoyevski ise duruma daha mistik yaklaşarak  “Puşkin, bize gelecekten haber veren peygamberimizdir.” der.

Bu bahsi geçen 4 yıl sürgünden sonra geri döndüğünde bir baloda eski bir memurun kızına aşık olmuş, Natalya ! Natalya  yüz vermemiş ,bizimki yanıp tutuşmuş ama kız oralı değil. İnce ruhlu şairimiz ne yapsın uzaklaşacak ya kızdan , gitmiş Rus ordusuna gözlemci olmak üzere gönüllü olmuş. Gide gide nereye tayini çıksa beğenirsiniz , bizim dadaş diyarı Erzurum ‘a . Şehrin ve gurbette olmanın  o kadar etkisinde kalmış ki “Erzurum Yolları”  isminde bir kitap yazmış. Bu sırada Kars ‘a gitmiş gelmiş . Gözlemlerini not almış hatta çizmiş .

Fakat oralarda iken de aklında  Natalya . Ehhh adam sevmiş bir kere . Neyse efendim bu süreçten sonra Moskova ‘ya dönünce unutamadığı Natalya ‘ya yine duygularını açmış . Fakat  Natalya yine sessiz kalınca Puşkin çareyi ailesine açılmakta bulmuş.

Kızın ailesi fırsatı kaçırı mı hiç . İşin ucunda soylulara karışmak var netice de . Gençlerin  nişanı kıyılmış. Natalya yine uzak filan,  böyle bir triplerde …  ( Allahım yaaa nasıl kızgınım kadına, birazdan sebebine gelicem  ) .

Neyse bu iki genç karlı bir Şubat günü Kremlin’in içindeki büyük kilisede evlenmişler . Evlilikleri şimdilerde müze olan bu evde sürmüş. Evi kiralamışlar ama daha Mayıs gelmeden bizimki sıkılmış. Tipik sanatçı  işte , kendini illa başka bir yere atacak . St.Petersburg’ a gitmişler .

Ahh be zavalla Aleksandırım , bilse gider mi hiçç  🙁  Kader işte ,  alnına yazılanı yaşıyorsun .

Puşkin ve eşi St.Petersburg ta her akşam bir baloda davette mutluymuş tablosu çiziyorlarmış. Fakat bir baloda olan olmuş. Puşkin ve eşi  baloda  George diye bir Fransızla tanışmış.( kimi kaynaklar uzaktan kuzeni diyor , o daha fena ya  gerçi ) .  Meğer bu Puşkin’n yanında her daim  plastik çiçek gibi duran Natalya cadısı , Fransızla o baloda işi pişirmiş. Başlamışlar gizli gizli görüşmeye , buluşmaya . Hatta kendi evlerine girip çıkar olmuş.  Laf aramızda  bu Natalya güzel filan da değil ,müzede resmini gördüm . Yemin ederim Rus ırkının yüz karası o derece çirkin ama gönül bu konacağı yeri tutturamıyor maalesef …

Puşkin hiçbir şeyden habersiz halkı düşünüp ,isyan şiirleri yazmaya  devam ediyormuş. Her zaman garibanın yanında, yoksulun halinden anlayan biri olmaya devam etmiş. Doğru bildiğini karşısındaki Çar bile olsa söyleyen Puşkin ihaneti herkes gibi öğrenmiş ama  duymamazlıktan geliyormuş.

Milletin ağzı da torba değil ki büzesin ,Puşkin’e “boynuzlu tarikatının ustası ” diye imzasız mektuplar gelmeye başlamış .

Bunun üzerine Puşkin Fransız ‘ı duelloya davet etmiş. Duyduğuma göre silahı satın almak için gümüşlerini satmış. Ben onların yalancısıyım ama Moskova i Petersburg filan hep bu haberle çalkalanmış yani … Neyse bizim üstün yetenek Puşkinimiz duello da  ağır yara almış. İki gün sonra da Rus edebiyatının babası 37 yaşında pisi pisine ölmüş.

Anlaşılan o ki hayatı boyunca bir şiire, bir de karısına sevdalanmış .Halbuki sana kız mı yok , boşver yahu ! İlk günden beri seni istememiş , bırak allasen gitsin kime varacaksa varsın . Ama yok illa yaşanacak olan yaşanıyor demek !

Evi gezerken hikayesini okuduğumuz edebiyatçıya  acıdık doğrusu. Onca eğitim , sürgünler , mücadeleler ve  sonuç  ; git düello da öl.

Ölümünün ardından çok sevilen bir edebiyatçı olduğundan halk sokaklara dökülmüş. Çareyi cenazeyi gizlice gece yarısı babasının köyüne götürüp defnetmekte bulmuşlar.

Asıl benim merak ettiğim sonra Natalya ne oldu ?  İnsafa geldi de birkaç damla gözyaşı akıttı mı ? Yoksa Fransıza vardı mı ?  Bilen duyan olursa haber etsin ne olur meraktan çatlarım 🙂 İster misiniz Fransız da bana ne,  senle mi uğraşıcam deyip sırtını dönüp gitmiş olsun . İnşallah öyle olmuştur ,ohhh olsun ona , aman ne sevinirim 🙂

 

Puşkin in müze evi

Puşkin notları , çalışma masası

Moskova da iki müze evi var. Ama eski Arbat caddesindeki daha merkezi olduğu için fazla ziyaretçisi var . Eşine Türkiye’ den yazdığı mektuplar , Kars’ tan amatör çizimler Puşkin’ in dünyasında çok önemli bir yer ediniyordu. Hayatının en güzel evresini buralarda geçirdiğini ifade ediyordu. İşte bu mektuplar da müzede ikinci katta görülebilir. Rusların kalbinde önemli yeri olan yazarın kısa bir zaman geçirdiği bu ev dönemin yaşam tarzını yansıtıyor. Perdeler ,mobilyalar , fincanlar filan muhteşemler . Müzenin ikinci katında eserlerini kaleme alırken kullandığı materyaller var . Şiirlerinden örnekler var . Bunlar dönemin kağıtlarına  benzer kağıtlara çıkarılan müsveddeler . Orijinaller ise St.Peteresburg taki müzede imiş..
..
Müze aynı zamanda farklı etkinliklere de ev sahipliği yapıyor . Biz ordayken klasik müzik konseri vardı.

Enteresan olan etkinlik ise yılda iki kez o gün evlenecek çiftlere kapılar açılıyor. Aralarından seçilen 2 çifte müzede evliliklerini gerçekleştirme imkanı sağlanıyor.

Puşkin sözlerinden bir demet

• Aşk zamanla artar.

• Deha ile kötülük bir araya gelemez.

• Dünyada sonsuz bir mutluluk yoktur; ne ünlü bir soy, ne güzellik, ne güç-kuvvet, ne zenginlik, hiçbir şey bizi felaketten kurtaramaz.

• Elde edilmesi güç olan her şey genellikle diğer insanlar tarafından kolaylıkla küçümsenir.

• Genellikle bütün büyük yanlışlıkların altında gurur yatar.

• Halkı özgür görebilecek miyim acaba.

• Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.

• Önce çalışın sonra dinlenin.

• Tanrı hakikati görür, fakat bekler.
• .
• Yalancı, bacaları karartan is gibi, insanın içini de karartır.

• Yüksek nitelikli komedya yalnız gülmeye dayanmaz ve çoğu tragedyaya yaklaşır.

• Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur.

Bir de Rusça bilenler için bir aşk şiirini koyayım burda dursun , birileri okur belki.

Я вас любил: любовь еще, быть может,
В душе моей угасла не совсем;
Но пусть она вас больше не тревожит;
Я не хочу печалить вас ничем.

Я вас любил безмолвно, безнадежно,
То робостью, то ревностью томим;
Я вас любил так искренно, так нежно,
Как дай вам бог любимой быть другим.

Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir