piramit – gizem – sorular -cevaplar

piramit

Piramit sözcügü, Grekçe’de “ates” anlamina gelen “piro” ile, “merkezde” anlamina gelen “amid” sözcüklerinden olusur .Yani “merkezdeki ates” . Bilim adamlarının dediğine göre  piramitler gerçekten de dünyanın merkezinde bulunuyorlarmış . Çok ilginç değil mi ?
Hakkında en çok merak edilen yer belki Mısır piramitleridir. İşte bu yüzden yüzeysel de olsa biraz bu konuya eğinmek istedim .

Piramit – Merak edilen sorular
O kadar taşı nerden getirdiler ? Kaç kişi yapabilir ki bu işi ? Onca yıl o  kadar insan ne yer ne içer ?

Büyük Piramidin inşa teknikleri hakkında birbirlerine karşıtlık gösteren vaya birbirleriyle çelişen birçok alternatif varsayım ortaya atılmıştır. Örneğin Davidovits bir yerlerden  taşınmamış olduklarını, yapım mahallinde üretilmiş, bir tür katılaştırılmış kireçtaşı blokları olduklarını ileri sürer . Bu diğer Mısır bilimcilerce rağbet görmemiş bir iddiadır.  Büyük çoğunluk ise bu taşların bir taş ocağından elde edilmiş, taşınmış ve yapıda kaldırma veya yuvarlama yoluyla kullanılmış olduklarını düşünür. Her biri 20 ton olan taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaktadır. Yine de Nil aracılığı ile teknelere yüklenip yükselme zamanında getirildikleri en kabul gören varsayımdır.

Verner’e göre inşa ekibi hiyererşik bir şekilde organize edilmişti ve 100.000 kişilik iki gruptan oluşuyordu . Her grup kendi içinde zaa ya da phyle adı verilen 20.000 kişilik gruplara ayrılmıştı. Ki bu gruplar işçilerin ustalık derecelerine göre daha küçük gruplara ayrılmış bulunuyordu .  O kadar insan çalıştıysa ,nerde yaşadı bu insanlar ? Piramitinlerin çevresinde bulunan mezarlardan anlıyoruz ki inşanın yakınlarına kurulan köylerde ustalar , rahipler, yazmanlar , işçiler ve aileleri birlikte yaşarlardı.

Yapılan kazılarda kadınların hatta çocukların da çalıştığı anlaşılmış. Öyle ki eski Mısır ın her köşesinden öğütme taşının çıkardığı ses duyulurdu. Kadınlar her gün saatlerce ekmek yada bira yapmak için tahıl öğütürlerdi. Sırt , kol ve ayak kemiği röntgenlerinden sürekli dizüstünde oturmanın kaçınılmaz sonucu olarak genç kadınlarda bile kireçlenme olduğu görülmüş.

Eski Mısır da para kullanılmıyordu . Ekonomik faaliyetleri mallar , gıda maddeleri oluşturuyordu. Piramit işçilerinin maaşı somun ekmek , testi bira ,buğday ve kurutulmuş balık gibi ihtiyaç maddeleriyle ödenirdi. İşçilerin ortalama yevmiyesi 10 somun ekmek 2 testi biraydı. Haftada binlerce ekmek pişirildiği düşünülürse bu durumda sadece ekmek yapımında çalışan insan sayısı bile şaşırtıcı boyuttadır.

Piramit kasabasındaki kerpiç binadan solungaçlar, yüzgeçler ve çeşitli balık parçaları çıkmıştır. Toprak raflarda da balık kılçıkları bulunmuş. Nehir boyunca balıkçılar taşkının hemen ardından çiftleşen binlerce pisi balığını avlardı. Balık temizlenir , kurutulur sonra da tütsülenerek ya da tuzlanarak işçilere dağıtılırdı . Ekmek , bira da diğer gıda maddeleriydi . Bu esnada işçiler ustalar ve diğerleri arasında amansız kavgalar olurdu. Sonucunda yaralanmalar oluştuğu da bulunan iskeletlerden anlaşılmaktadır. Örneğin kırılmış kol kemikleri , kesici maddelerin verdiği hasarlar ağır taşların altında kaldıklarını , yada darbe ile kırıldığını göstermektedir. Çıkabilecek bu kavgaları önlemek için bir tim oluştuğu yine kayıtlardan anlaşılmaktadır.


Yoksa piramit yapmak bir iş değilde ibadet miydi ?

Bu konuda tarihçilerin de farklı düşünceleri var . Bir grup dini nedenden ötürü , diğer grupta siyasi güç göstergesi olarak yapılmış olacağını söylerler . Bir takım bilim insanları ise tamamen gök bilimsel bir araştırmaya bağlarlar .

Gece gündüz çalışsalar yine de yapılamaz başka bir iş var bunda !!!

Uzaylıların yaptığı , cinlerin yardım ettiği en çok söylenenlerdir. Bana göre hiç de bizim sandığımız gibi ilk insanlar cahil filan değildi . Çok geliştiler ve sonra ne olduysa insan ırkında bir duraklama oldu Tamamen becerilerini, yitirdiler ve bu hale geldik := )

 Piramitlerin yeri 

Günümüzde kullanılan tek boyutlu açılmış dünya haritası gözönüne alındığında, Büyük Piramit’in dünyanın tam ortasına yerleştirilmiş olduğu görülmektedir! 30. Enlem’le 30. Boylam üzerinde bulunan Keops, bulunduğu
nokta itibariyle dünyamızın diğer gizemli noktaları ile de büyük bir uyum içindedir . Gize’den aynı uzaklıkta olmak üzere Batı’da Bermuda Üçgeni, Doğu’da ise Japonya açıklarındaki Ejder Üçgeni bu enlemin üzerinde yer alır. Merkezi Gize olan bu her iki simetri içinde bulunan bölgelerin geçmişi bugün bile açıklanamayan yaşanılmış bir dizi esrarengiz olaylarla doludur . Üstelik aynı enlem Tibet’in gizemli başkenti Lhasa üzerinden de geçmektedir.
 Gize’yi coğrafi özelliği bakımından dikkat çekici hale getiren bir diğer belge ise  ünlü Piri Reis Haritası’dır. Elimizdeki mevcut parçalardan anlaşıldığı kadarıyla bu haritanın projeksiyon sistemi Gize üzerinde odaklanmıştır. Gize’den Anadolu’ya uzanan Şifreli geometriyle ilgili Gize’nin bir başka bağlantısı da Anadolu topraklarında kendisini gösterir.

Rakamlarla Piramit

Piramitin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365,24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator’da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir.  Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3,1416’yı bulmaktayız. Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3,1428’den çok daha gerçektir.
Piramitin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını verir.  Piramit’in yüksekliği 109’la çarpıldığında Dünya’nın Güneş’e uzaklığı yaklaşık olarak çıkmaktadır .
garip değil mi ? Peki planlarını kağıt ,pergel , gönye , hesap makinası yok iken nasıl çizdiler ? Yoksa var mıydı ?

Mimarlar , basit mimari ve temel ölçüm aletleri – uzun ipler, iskandil kurşunu,gözetleme direkleri ve duvarcılık aletleri – kullandılar . Kenarları neredeyse tamamen kuzeye yönelik olağanüstü bir piramitin temelini attılar . Ve bu temelin üstüne Hufu dünyanın en büyük taş yapılarından birini dikti . Yapımında 2.5. ton ağırlığında yaklaşık 2.3. milyon adet taş blok kullanıldı. Taş blokların nasıl yerleştirildiği ise henüz anlaşılmış değildir. Bir varsayıma göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu. Rampa çamur kaplanıyor sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Bir başka varsayıma göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Tarihçi Herodot’a göre, ağır granit blokları, piramitin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır.

Son olarak ; nasıl oluyor da çok gelişmiş dünyamızın bilim insanları bütün soruları halen cevapsız bırakıyor ? isyanlardayım :))
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir