Mısır ‘ a yolculuk fikri ve gidiş kararımız

         Hayatı hep bir yol olarak düşünmüşümdür, doğduğumuz an başlarız o yolda yürümeye, nerde, ne zaman biteceğini bilmeden yürürüz.Yol üzerinde  birçok hayata kısacık dokunup teğet geçer , bazen uzun uzunadıya dokunuruz. Yanımızda sadece  taşıdığımız çantamız vardır. Gittikçe ağırlaşan, anılar, acılar, umutlar, hayal kırıklıkları, sevgi,  nefret, öfke, pişmanlıklar, özlemler, bilgiler, insan suretleri…Bütün bunları taşır dururuz .Tek başına serüvene çıktığımız bu yolun sonunda ölüm olduğunu biliriz ve çantamıza daha sıkı yapışırız, çünkü bizi biz yapan hikayemiz , hazinemiz oradadır… İŞTE çantamda güzel bir hikaye var artık ….Mısır gezimiz !

 

 Karar  anı  ….

       İşlerimiz yoğun  , bayram tatili  az ,para sınırlı  ve  grup kalabalık olunca karar vermek zorlaşsada , Hepsini  toparlayınca seçim Mısır dan yana oldu .. Neden Mısır ?

Aslında vize alırken kolaylıkların olması, diğer seyahatlerden ucuza gidebiliyor olmak  ilk tercih nedenimizdi.  Neresi olursa olsun gidelim ruh hali de işin içine girince  “Hadi o zaman “ deyip karar vermiştik. Nihayet  hazırlık aşamaları bitmiş ve tatilimiz başlamıştı.Ucu nereye çıkar bilmeden girilen sokaklarda kalabalıklara karışmak  , tarihin kokusuna karışan nargile kokusu ile birlikte yeni insanlar tanımak , kısacık  zaman diliminde  kendini oralara aitmiş gibi hissetmek garip bir duygudur aslında. Fakat yine başıma geldi .  Dönüş günü sanki uzun yıllardır ordaymışcasına Mısır dan ayrılmak istemedim . Sıkı bir dosta veda etmenin zorluğuydu hissettiğim .…

Mısır hakkında

Herkesin  mutlaka görmesini  istediğim yerlerden biridir Mısır  …Böyle bir yer ki ; buraya gidenler ya burayı çok seviyor bir kez daha gitmek istiyor yada  nefret edip bir daha uğramıyor.

      Mısır denildiğinde ilk akla gelen Piramit olsa da genelde  kulağımıza gidip gelenlerin küçümseyerek “ aman çok pis , hiç birşey yiyemedik , adamlar bizden 50 sene geride ” cümleleridir.Düşününce başka da bir şey bilmediğimizi farkederiz. Dilleri, yazıları, giyinişleri bizden farklı doğru .Oysa müzikleri , eğlence biçimleri , yemekleri ,pazarlık yapışları, yol tarif edişleri ,misafirperverlikleri ,sahtekar satıcıları , göz göre göre kandırma çabaları ( ve bunu başarmaları ) bize tanıdık gelmiyor mu ? Tüm bunların dışında iki ülkenin dini ,gelişmiş ülkelerin bizlere bakışları, politik geçmişleri , coğrafi yapımızın önemi , tarihin sayfalarındaki ortak geçmişimiz, Müslüman- Hıristiyan- Kıpti gibi birçok farklı dinin bir arada yaşaması  bizi   benzer kılanlar değil mi sizce de ?  İşte bu benzer unsurlar neticesinde benim kardeş ülke tanımıma en çok yakıştırdığım  ülkelerin başında geliyor …Bu yüzdendir ki aslında  ne Avrupada ne Amerika da ne Uzakdoğuda kendinizi bu kadar rahat  hissetmezsiniz .Orda hep yabancısınızdır ama Mısır da durum farklıdır . Onlar sizi dostları kabul eder bağırlarına basarlar … Genelleme yapmak için %51 ile tanışmak lazım belki ama Mısırda buna sanırım gerek yoktur .Hissedersiniz çünkü …
Bizim Mısır gezimizin ilk günü

 

 İstanbul dan Mısır a  soğuk denebilecek bir akşam saati Eigyptyair ile yola çıkmıştık. Pilotumuzun  İngilizce ve peşinden Arapça yaptığı konuşmadan tek anladığımız İnşallah kelimesi olmuştu ki sanırım bu iniş saatimizin ardından sözlediği iyi dileğe karşılıktı. İyi de bir pilotun inşallah demesi biraz garip değil mi ?  Planlanan uçuş süresi 1 saat 45 dakika  neyse ki 🙂

Sorunsuz yolculuktan ve pasaport kontrolden sonra otele geldiğimiz  gecenin bir saatinde “ adınız listede yok siz bu otelde değilsiniz “ sözünden sonra birer limonata ikramı ile oyalamak istediler. Azeri Türkü rehberimiz  merak etmeyin hallederiz demiş  1-2 saat kadar  sıkıntılı bir bekleyiş ardından elimizde valizler beni takip edin diyen bir adamın peşinden bizi yollamıştı .Arka sokağa ,oradan diğer sokağa derken garip dolambaçlı bir 10 dk da yürüyüşün ardından sadece bizim grup vardı.İnsan tedirgin oluyor açıkçası , karanlık diğer insanlardan ayrılmışsınız bir Arabın ardı sıra gidiyorsunuz . Neyse vardık otele “Maadi Otel” e  . Maadi aynı zamanda bulunduğumuz bölgenin ismi, ama nedense bu ismi arap şivesiyle söylemezseniz hiçbir taksi şoförü anlamıyordu .)

Hepimiz yarın için plan yapma derdindeydik , nereden başlasak ,ne giysek , fotograf makinalarının şarjı var mı diye konuşurken ; aklımıza  hava durumundan bahsedince yağmuru soran  bir yolcuya” rehberin verdiği cevap geldi  “ee, şey…nasıl diyim ben..ee mesela yağmur yağsa gülerim ben şahsen .Mısır da yağmur ben hiç görmedim .”   🙂 Tüm otobüs gülüyoruz, meğer senede belli zamanlar yağmur yağarmış, o mevsimde değilmişiz, zaten yağdığı zaman da 5-10 dakika yağar bitermiş.  Türkiye de  kalın montlarla gezerken burada   güneşin tatlı sıcaklığını hissedecektik.Bunları düşünüp bir güzel uyku çekmiş sabah kahvaltısından pek memnun olmayarak otelden tur ile birlikte ayrılmıştık .

     Turun bize verdiği listeyi bir kenara  taksilerin , müzelerin , piramitlere girişin aslında çok çok ucuz olduğunu biliyorduk .Ehh biraz kaybolmanın da kimseye zararı olmaz deyip merkezi bir noktaya gelince grupça  otobüsten atladık haliyle … İki taksi tutup ilk gitmek istediğimiz yer olan piramitlere doğru Giza ya yöneldik.
muhteşem
.. .
 Dünyadaki insanların görmek istediği yerlerin başında olan dev piramitler Kefren , keops ve mikerinos  un önünde olmak gerçekten de heyecan verici .Hele hele bu  yapıların binlerce yıl öncesinden  beri orada  sessizce dururken barındırdığı  gizemler  akıllara gelince  insanın şaşkınlığı daha da artıyor .  Önceki gelişimden sonra daha fazla araştırmış ve okumuş olduğum piramitler ile ilgili  vardığım son nokta insanoğlunun anlaşılmaz bir varlık olduğudur . Beni bu sonuca getiren ise merak ettiğim bir sürü sorunun cevabı ….

Benim merak ettiklerimi eminim sizde merak ediyorsunuzdur . O  zaman  biraz araştırma sonuçlarına göz atalım : ( şimdi aklıma geldi de ; ilk gidişimde listemi sırayla rehbere sormuştum da delikanlının ikinci gün benden kaçtığını fark etmiştim . Siz siz olun Mısır a gitmeden önce ve sonra çok ama çok okuyun )

Şu yazımda detaylı anlatmıştım ,
buyrunuz  piramit – gizem – sorular -cevaplar  Bütün bunların dışında Piramitlerin yanında konuştuklarımızı hatırlıyorum da ;  kendisinin ölümsüz olduğunu düşünen bir adam/kadın çıkıyor ben yeniden dünyaya gelicem. hadi bakalım tutun şu işin ucundan bir mezar yapalım deyip bunları mı yaptırıyor  ? Ya da biri çıkıyor ve bir fikrim  var deyip firavunun önüne planları mı götürüyor . .. Nasıl bir uyanıksın sen koca firavunu ikna etttin be adam  ?  Kesin o zamanda da iki grup çıkmıştır     –  hadi canım ordan , olcak iş mi bu , kafayı mı yediniz , oyuna gelmeyelim  beyler  ?  diyenler    ya da  ( dalkavukluk edecekler  ya)    – bu  plan bi  tutarsa var ya binlerce yıl bu topraklar ekmek yer , millet para verip gezer hatta bütün dünyadan gelip görmek isterler  demedi demeyin ” diyenler ….   Biz bunları konuşup gülüşürken  taş  taşımaktan bitap insanları görür gibi  olup kendimi kaptırsamda  puffff deyip gerçek dünyamıza döndüğümüzde  etrafta yüzlerce turist ve biz  fotograf çektirmek , kameraya kayıtlar yapmak taşlara binmeye çalışmakla meşguldük.  Aslında düşününce amaçlarına ulaşmış gibi görünüyorlar .  İstedikleri bu değil miydi “ hep orda olmak “
piramitlere giriş kapısı
küçük gibi duruyor değil mi ?
keops
sfenks
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir