Marsilya ve melek gibi iki kadın !

Bazen gittiğim yerleri unutuyorum dediğimde ukalalık olarak algılanmasın lütfen . Çünkü Avrupa şehirleri birbirine benziyor ve ben çok fazla yere gittiğimden  karıştırıyorum . Ama bazıları var ki unutmak mümkün değil .Mesala çok güzel şehirleri unutmam mümkün değildir ; Paris gibi , Roma gibi , Prag gibi , Kahire gibi , Amsterdam gibi , Mardin gibi …Ya da hiç bilinmeyen ama olağanüstü güzel olanları  unutmam ; Appenzell gibi , Berat gibi , Baska voda gibi ,Langhawi gibi … Kimi şehirleri de yaşadığım garip olaylar , tanıştığım kişiler yüzünden unutmam mümkün değil . Mesela Piran … ( Piran da neresi yanlış yazıp Tiran ı kastettiğim gelmesin akla ) Slovenya nın küçücük adriatik kıyısında bir şehridir. Bunun gibi Aklıma ilk gelenelerden Budapeşte , Zagrep , Dubrovnik , Kucing , İskenderiye , Marsilya …. Kimi zaman güldüğüm kimi zaman o korku ve telaş dakikalarını hissettiğim anılarım olmuş .Sevgili okuyucu İlk hikayemiz hangisi olsun ? Hımmm … Marsilya çıktı kuradan .

Düzenli İsviçre ‘de uzun bir zaman kalmışız ordan da Annecy (fransa ) geçmişiz.Dağ havası yeter denize inelim deyip Marsilya ya  gelmişiz . Akdeniz kıyısında tarihi , turistik , karmakarışık sokakları , her sokakta arap marketleri , Arapça müzikleri , Faslıları Tunusluları , zenciler yaşadığı bir şehir . Kısaca Fransızı az ,  Arabı bol bir yer . Haa bir de Monte Cristo kontu nun yaşadığı varsayılan  hapishanenin olduğu adası ile meşhur . Güzel romandır ekleyelim  … Gider gitmez yapılacak şey information ofisine gidip harita alıp hostel işini ayarlamak . Öyle de yaptık hostelimizi ayarladık şehre uzak denize yakın , ucuz şirin bir yer (  bonneveinehostel.Marseille  ).Merkeze 1 otobüs , 2 farklı metro hattı ile karmaşık bir ulaşıma sahip .Ne yapalım dedik işimiz ne gider geliriz .Hem yol boyunca bakınırız işte fena mı derken 2 günü ettik artık koca Marsilya nın her tarafını gezmiş bitirmiş bile olmuştuk .Yine bol yürümeli sıcak bir günün gecesini de Merkez de geçirdikten sonra Metro ya bindik ki ; son metroymuş ! nasıl ya ? Saat 22:00 ye geliyoo … Aman iyi ki kaçırmadık derken otobüse binip geri döneceğimiz durağa geldik . Geldik gelmesine ama in cin top oynuyo deyiminin cuk oturduğu o andayız işte.

Marsiya da otobüsü kaçırınca

Koskoca caddeden bırakın insanı araba geçmiyo , durakta bir hareket çizelgesi var okuyoruz ,  inanamıyoruz .Akşam 22:00 son sefer .Süper 10 dk ile kaçırmışız . Her zaman ki gibi ablamdan fırça yeme saatim başlamış durumda hadi hayırlısı .” sen çok erken demeseydin , biraz daha gezelim demeseydin böyle olmazdı .Ben sana demedim mi çizelgeyi incele diye vs vs“ evet haklı aslında . Marsilya da Araplar yaşıyor olabilir ama  yine de burası Avrupa, bunlar erkenden yatan tipler . Biz nasıl kaçırdık tüh vah derken  önümüzden geçen iki bayanın biraz ilerledikten sonra durduğunu gördük .Bize doğru geri dönmeleri yeterince şaşırtıcı iken tek kelimesini anlamadığımız Fransızcayla uzun bir cümle kurdular .İngilizce son otobüsü kaçırdığımızı ve yarım saattir tek bir taksinin geçmediğini Hostelin uzak olduğunu nerdeyse ağlamaklı anlatmaya başladık . Arabalarının olduğunu ileride otoparkta olduğunu ama harita üzerinden gösterdiğimiz Hostelin gerçekten uzak olduğunu filan işaretle anlatmaya başladılar . Yine onlar Fransız konuştular artık biz de Tükçe konuşuyor olduğumuz fark ettik.Sanırım o an yapmamız gereken “ lütfen bize yardım edin bakışıydı “ . Biz kendi aramızda “ Türkiye de olsak alır götürürüz ne var ki yaw , amma kıl bu Fransızlar “ demeye başladık onlar da kendi aralarında “hırlı mıdırlar hırsız mıdırlar , ne yapsak bıçakları yada spreyleri var mıdır “ diye konuşuyorlardı kesin .

işte o iki melek

Bir an korku dolu gözlerle “ yolu bilmiyoruz ama hadi gelin sizi bırakalım “ dediler . Hele şükür …. Durun durun bi saniye eee bunlar İngilizce biliyor ehh be kardeşim hep Fransız kalmak zorunda mısınız ?  Gecenin bir yarısı yemişim dil kültürünüzü konuşsanıza en başından anlaşalım güzel güzel … Neyse ki arabadayız ve ben Marsilya lı bayanlara yol tarif ediyorum komik ötesi . Bir taraftan da ablam yolu hatırlıyorsun dimi , bak sakın şaşırma deyip duruyor .Ama korkmasına gerek yok ben de görsel hafıza süperdir .Kestirme yolları bile iki günde öğrenirim ayıptır söylemesi ( bunu bir İstanbul da yapamıyorum nedenseee ). Hostelin kapısında kadar getirip bıraktıklarında durun “ bir fotografınızı çekmek istiyorum ,insanın karşısına melek çıkarmaz deyince gülmeye başladılar “ keşke başka şartlar altında tanışsaydık İstanbul hakkında merak ettiklerimiz var , gelmek istiyoruz ama korkuyoruz ( Marsilya da yaşayan birisi için İstanbul mu korkunç hiççç sanmam ). Umarım bir gün yine karşılaşırız falan filan … isimlerini bile bilmediğimiz iki kadın bizim tabirimizle iki melek gecemizi kurtardı

.HAAA onlar almasaydı ne olurdu ; illa ki bir taksi geçecekti yada yürürdük ama Fransızlarında aslında çok soğuk olmadığını , gayet güzel İngilizce konuştuklarını , yardımsever ve güleryüzlü olduklarını bilmeyecektik . onlar da Türklerin ,cahil , kadınlarının tek başına sokağa çıkamadığı gibi yanlış bildikleri doğruları öğrenmemiş olacaklardı . Bu şimdi size basit bir şey gibi gelebilir amma velakin gerçekten de Fransa da hatta avrupanın tamamında bu tip olayları çok zor yaşarsınız . Kimse kolay kolay arabasına gecenin bir yarısı sizi almaz .

İşte bu yüzden Marsilya deyince aklıma ilk gelen bu olay onun dışında deniz güzel , balık güzel , binalar güzel  …. Marsilya işte 🙂

MArsilya sokakları
limanda
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

1 Comment

  1. Şükran şahanesin.. 🙂 Anlatımına bayıldım. Bu arada bizde Marsilya, Lion ve Paris düşünüyoruz.. Kısmet bakalım.Ama biz yol özürlüyüz o nedenle navigasyonsuz Wc ye bile gitmiyoruz 🙂 Selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir