Kadınlar iz bırakır

Kadınlar iz bırakır dünyaya, kimi başarılarıyla kimi cesaretiyle, kimi güzelliğiyle… Onların izinde yürür  dünya …

Bu yazıda 8 Mart emekçi kadınlar günü nedeniyle benim ilk aklıma gelen dünyanın güçlü kadınlarından bahsetmek istedim. Bunların dışında birçokları vardır ama bu anlattıklarım benim özellikle hayran olduğum kadın listesi. Gelişi güzel hatta şu dakika itibariyle  bir yandan kahvaltımı yaparken yazıyorum, hatalarım varsa affola 🙂 Başta müthiş kadın annem, ablam, teyzelerim, halalarım, yengelerim, onların yetiştiği olağanüstü kızları, canım öğretmenlerim, tanıdığım bütün güçlü kadın arkadaşlarım hepiniz çok çok değerlisiniz benim için…

İşte benim listemdeki olağanüstü kadınlar…

Amelia Earthart  ;  kadın bildiğiniz küçücük uçakla Atlantik okyanusunun üstünden tek başına  uçmuş. Dünyanın etrafında uçmaya çalışırken uçakları kaybolmuş. Kocasına yazdığı son mektubunda ” bilmeni isterim ki karşılaşabileceğim tehlikelerin farkındayım. Bunu yapmak istediğim için yapıyorum. Kadınlar da erkeklerin yaptığı şeyleri denemeli. Başarısız olurlarsa başarısızlıkları  en azından diğerleri için aşılacak yeni bir engel olur.” demiş. Hayatı ve Atlantik  geçişi film olmuş adı da  “Amelia ” .  Filmde başrolde Richard Gere var, söylemeden edemedim nedense 🙂

Uzaya ilk giden kadın Tereşkova 

Uzaya ilk giden kadın Valentina Tereşkova
Uzaya giden ilk kadın Valentina Tereşkova

Valentina Vladimirovina Tereşkova; uzaya ilk giden kadın. Hayat hikayesini okuduğumda çok etkilenmiştim. Nasıl bir hayat bu, nasıl bir dayanma gücü, nasıl büyük bir yük demiştim. Bulup buluşturun okuyun lütfen 🙂 Rusya ve o dönemin şartları belki  tesadüfler onun hayatını nasıl şekillendirmiş inanılması güç. Ama o çok çalışkanmış elbette becerikli ve zeki. Belki geriye yaşarken zorlanmış, kaçıp gitmek bırakmak istemiş olabilir ama dayanmış. Kadın olmanın zorluğunu birçok şekilde ona yansıtmışlar ama o başarmış. 

Biri ona da tarlada çalıştığı günlerde  gelip  “sen uzaya giden ilk kadın olacaksın”  dese elbet inanmazdı. Fakat yıllar sonra uzaya çıkarken duyduğu ses şu oldu;   

3.. 2..1  Martı uzayda …

Bu arada Valentina’nın kızı Elena Andrianovna Nikolaeva-Tereshkova anne ve babası uzaya çıkan ilk çocuk oldu!

Bir acayip kadın Agatha Christie…

Polisiye deyince akla gelen isim Agatha Christie
Polisiye romanların kraliçesi Agatha Christie

Agatha

Yazar kadınlar var mesela Agatha Christie gibi  sıradışı bir türde yazıp halen dünyanın en çok okunan, satılan eserleri listesinde üçüncüdür, kadın olarak ise ilk sıradadır. Eserlerini okuması da radyo tiyatrosundan dinlemesi de çok keyiflidir.  Hemen yeri gelmişken söyleyeyim onun romanlarında katil uşak değil:)  

Mirasyedi bir ailenin kızı, eğitim almamış, roman yazmaya ise kızkardeşi ile girdiği iddia ile başlamış. 2. dünya savaşında orduda görev yaparken hastanede eczanede çalıştığından ilaçlara ve bitkilere ilgi duymuş. Bahçesinde değişik bitkiler yetiştirdiği biliniyor. Romanlarında da cinayet sebebi olarak  zehirlemeleri sık sık görülür. 

Bir kadın olarak hemcinslerimden en çok  bu listede Agatha’yı severim. Nedenini tam bilmiyorum ama belki disleksi diye, belki yazarlara oldum olası hayranım o yüzdendir. 

Unutmadan Pera palas otelinde kaldığı 1926 ile 1932 yılları arasında Pera Palas Oteli’nin 411 numaralı odasında  “Doğu  Ekspresi’nde Cinayet” romanını kaleme alır. 

Not: Perapalas İstanbul  Tepebaşı’ndadır. Ricaedildiği takdirde oda görülebilir.

Feminist yazar Simone De Beavoır ! 

Simone DeBeavoir , feminsit Fransız yazar diye bilinir. Ya da az bilinir oysa bence hayatı film olması gereken bir kadın. Aşkı Sartre, okul yılları aralarında geçen konuşmalar, karmaşık dünyalarından müthiş bir film olur. Yoksa yaptılar da haberim mi yok ? Fransızlar atlamazdı böyle şeyleri hatta kim oynasa diye düşünmüşlüğüm bile vardır. ” Marienne Denicourt ” olsun ama kesin film yaparlarsa ” Marion Cotillard ” a rol verirler. Vesile ile oyuncu kadınların da adı bu yazıya geçsin.

Bizden de en çok Afife Jale ‘ yi severim. İzlediğimden değil o kadar da yaşlı değilim ama ilk olmak zordur. Kadın olmanın zor olduğu bir ülkede hele ilk olmak, üstüne bir de oyuncu olmak. Yaşadıklarını okumanızı tavsiye ederim. Çoğunuz beş parasız öldü kısmını hatırlıyor olabilirsiniz ama iş oralara kadar nasıl varmış bir bilseniz 🙁 Ben okurken ağladım, aklıma geldikçe yine ağlarım… Trajedinin  arkasında erkek izi olduğunu az çok tahmin etmişsinizdir. 

Güçlü ses Edit Piaf ! 

Edit Piaf

Hayatı film olan  Edit Piaf da bizim Afife’ mize benzer bir hayat yaşamıştır. Hatta daha beteri diyebiliriz. Sesi dünyaya gelmiş geçmiş en güzel kadın sesi desek yanlış mı olur bilemedim.

Fransızca anlamanıza gerek yoktur sesindeki ahenk sizi dalga dalga alır götürür. Onun da hayatı film yapıldı, izleyiniz efenim.

Filmin adı “Kaldırım Serçesi ” ! Kadın ne çekmiş dediğiniz her sahne zihninize kazınacak. Ben sinemada izlemiştim yağmurlu bir Beyoğlu akşamıydı hiç unutmam. Yolda hem yürüdüm hem ağladım. Artık benim için onun şarkılarını dinlemek çok farklı, çok daha fazlası …

Moda dünyasında kadın…

CocoChanel

Kadınlar -ın,  kadınlar -la hep bir sıkıntısı olmuştur. Bir çekememezlik bir kıskanma mı desem ne desem bilemedim. Şimdi biraz hepimiz gerçekçi olalım,  saklamanın alemi yok yani. Fakat  öyle  kadınlar var ki kendilerini kadınların daha güzel daha bakımlı olmasına adamışlar. Mesela Coco  Chanel ‘ de zor bir hayattan sıyrılmayı kafasını kullanarak  başarmış bir kadın. Geldiği nokta malumunuz. Şahsen ben hiçbir zaman bir Chanel kıyafet sahibi olmak istemedim hoş olamamda zaten ama  her gün giydiğim pantolonu kadınların da giyebileceğini  ilk akıl edenin, onu tüm dünya kadınlarına sunanın o olduğunu biliyorum. Açıkcası çok saygı duyuyorum. Diğer yandan o meşhur parfümü Chanel no5 ‘e ben de bayılıyorum. Dünyadaki bütün kadınlar gibi. O parfümün yaratılış öyküsü ve diğer yaşadığı acı tatlı günler bir  filme alınmış. Filmin adı ” Coco Chanel “  izlerken keyif alacağınıza eminim, tavsiye ederim. Hatta hiç ötelemeden izleyin derim.

Hayata Farklı bakan kadınlar…

bir acaip kadın Vivien !

Vivien Maier ; bir gün tesadüfen bir film izledim. Belgesel niteliğinde bir yapım ve ben şok oldum. Saygı, hayranlık, şaşkınlık, takdir, merak  bütün bu duyguları aynı anda yaşadım. Fotoğraf meraklılarının zaten onu tanıdığını çok sonraları farkettim. Hatta fakültelerde derslerde onun bilinçli ya da bilinçsiz çektikleri üzerine saatlerce ders yapılırmış. Hadi canım demeyin, fotoğraf çekmek artık tık diye düğmeye basmakmış gibi zannediliyor. Fakat çok önemli bir sanattır. Ayrıca çok zor bir sanattır. Görmek, anlamak eyleme geçirmek öyle dışardan göründüğü gibi değildir.

Fotoğrafları tamamen tesadüfen bulunan Vivien’in kafasında ne vardı kimse bilemeyecek. Şimdilerde o kareler aşırı değerli. Belgeselin adı ” Vivien Maier ‘in Peşinde “ aklınızda olsun, izleyin beni şükranla  anacaksınız.

Farklı kadınlar…

Temple Grandin ; hayvan bilim uzmanı, yazar, profesör, aktivist ve o bir otizmli . Hayatı filme alınacak kadar acayip işler yapmış bir kadın. Ben filmi izleyene kadar kendisinden haberdar  değildim. Bir çoğunuzun tanımadığını varsayarak filmi izlemenizi öneririm. Filmin adı da “Temple Grandin” . Yaptıkları hayvancılıkta bir atılım olduğu kadar, onun durumdaki kişiler içinde bir umut, bir ışık … Bir de sevimli, kanınız kaynayacak 🙂

Cesur kadınlar…

Dian Fossey ; o bir etolojist kadın. Afrika’da kendini gorillere adamış, onların bütün davranışlarını incelemekle kalmamış onların avlanmalarına mani olarak türlerinin devamını korumaya yardımcı olmuş. Onun da hayatı “Sisteki Goriller “adı altında bir filme konu olmuş. Bugün Afrikada birçok türün koruma altında olması bu kadının hayatını onlara adamasına borçludur. Buraya yazarken ya da siz okurken ne kadar kolay geliyor değil mi? Oysa bahsettiğimiz balta girmemiş ormanlar, vahşi hayvanlar, en kötüsü iletişim sağlayamadığınız insanlar arasında geçen 18 yıl. Goriller için kendi hayatından vazgeçmek ne kadar ulvi bir davranış.

Hayvanlara adanan bir ömürden sonra buyrunuz aşağıda  insanlık için kendini hiçe sayanlar kadınları okuyun o zaman..

Bilim dünyasında kadınlar…

Madam Cruie
Madam Cruie-kadınlar-bilim-dünyasının-kraliçesi

Marie Curie;  bazen anne, bazen eş, bazen fizik araştırmacısı, üniversite öğrencisi, Polonya milliyetçisi bir kadın. Yaptığı araştırmalarda aşırı radyosyon yüklediğinden kan kanserinden ölmüş biri. Fakat kendisi ile anılan radyumdan çıkan ışınların kanserin bazı çeşitlerinde tümörleri yok ettiği ortaya çıkmış.  Soyadından ilham alınarak, curieterapy  olarak bilinen tedavi dönemi açılmış.

O kadar çok radyasyona maruz kalmış ki  kullandığı not defteri hala radyasyon yaymaya devam ediyormuş. 1500 yıl daha yayacağı söyleniyor ve özel kıyafetler ile özel odada görülebiliyormuş.

Tabii  ki hayatı sadece bilim çalışmaları ile geçmemiş. Yaşam mücadelesine iki çocuğu ile eşi ölünce yalnız devam etmiş. Bu esnada eşinin Sorbornne’ da görevini devralarak ilk kadın profesör olmuş. Kocasının ölümünden sonra yaşadığı aşk ile gündeme gelmiş. Ağır eleştiriler kulak asmadan çalışmaya devam etmiş, kadın olunca eleştirin tabii. Önce Madam Cruie ölseydi kocasını on kere de aşk yaşasa kimse lafını etmezdi. Söz konusu kadınlar olunca maalesef durum bu.

Unutmadan kızı İrene Cruie ‘de Nobel kimya ödülü almış bie bilim insanı, eklemeden geçmeyelim ayıp olur.

Tarihin derinliklerinden bir kadın HYPATİA! 

Hypatia  ;

Burnu havada bir kadın gördüğümde yüzüne karşı ama içimden şunu geçiririm; dünyadan bir Hypatia geçmiş senin havan kime bacımmmm :)) Sonra bir rahtalama gelir bana kendi kendime mutlu olurum.

Yaşadığı çağ, yaptıkları, buluşları ve sonunda gördüğü muameleler düşünülünce dünyanın aslında çok zor değiştiğini gösteriyor. Onun da hayatının konu edildiği bir film var ismi  ” Agora “  . Gökcisimlerinin sınıflandırılması başta olmak üzere, hidrometrenin bulunması, sıvıların yoğunluk derecelerinin bulunması gibi birçok konuda etkili olmuştur. Acı olan tarafı ise dinsizlik ve şeytanlıkla suçlanıp  taşlanarak öldürülmüş olmasıdır.  ( iskenderiye – 415 )

Çok güzel bir kadın olduğunun da bilindiğini ekleyelim. Öyle güzel kadınların kafası çalışmaz derler ya hani ekleyeyim dedim.  

Cefakar kadınlar…

Florance Nigtingale hemşireliğin anası
Florance Nigtingale

Florance Nigthingale ;hemşirelik mesleği onunla anıldığından artık tanımayan yoktur. Yaşamını başkalarının yaşamına adamış bir insan. Gencecik bir kız düşünün binlerce askerin arasında dimdik ayakta dolaşan gencecik bir kız. İmkansızlıklarla dolu bir dönem, alet edevat, ilaç, tesis yok iken çalışmış. Bütün sağlık personeli evine gittiğinde elinde gaz  lambası  ile dolaşır sabaha kadar yaralı askerleri beklermiş. Adı lambalı kadına çıkmış 🙂 Aslında rastladığınız her hemşirede biraz da Florance Nightingale ‘ i görürsünüz.

İlginç bilgi; Florance Nigtingale’ in Selimiye kışlası ve  Rami kışlasında  görev yapmış olmasıdır.

Cefakar kadınlar…

Rahibe Teresa ; yüreğindeki insan sevgisi ve muhtaçlara yardım etme güdüsü ile yaşayan binlerce kadından biri belki ama en çok bilineni. Çünkü o ömrünü  ihtiyacı olan insanlara yardıma adamış.  Kendisine verilen Nobel barış ödülü için  ziyafet yemeği verilmesi yerine 6000 usd miktarındaki fonu Kalkütalı yoksullara bağışladı. Etiyopya’ daki açlığa dikkat çekip dönemin ABD başkanı Reagan’ ı yardım için ikna etti. We are the world, we are the children dönemini hatırlayın 🙂 İşte o yıllarda dünya bolluk içinde yaşarken bir anda Afrika’daki açlığı farkettiyse bu biraz da onun sayesinde oldu.

İlginç bilgi; Makedonlarla Arnavutlar bir türlü rahibeyi paylaşamaz. Her ikisi de sahiplenmeye kalksa da bence Arnavuttur. ( hemşehri kayırması yapayım azıcık) 

Değişimi başlatan kadınlar…

Size üç kadının muhteşem başarı öyküsünü anlatan bir film ismi veriyorum. Ailecek şöyle mısırınızı patlatın, içeceklerinizi de alın ve izleyin lütfen. Filmin  adı “Hidden Figures “ . Bu kadınlar ve  yaptıklarına hayran kalın.

Zenci demişken Rosa Parks unutmamalıyız. Bu kadın Abd’ de o güne kadar yapılmayanı yapmış. Şimdi çok gülünç bir konu gibi gelecektir ama bindiği otobüste yerini bir beyaza vermesi istenince kalmayan bir kadın o.   Peki ne mi olmuş ? Rosa şehrin düzenini bozmak suçuyla ttklanmış.  Oysa o gün o kadın Amerika’ daki ayrımcılığın ortadan kaldıran bir tarihi akışa fiske vurmuş. Kendi çapında destansı bir başkaldırı, bütün zenciler için bir ümit kaynağı olmuş.

Muhteşem kadınlar 

Bütün yukarıdaki kadınlar yanında ülke yönetenler, kraliçeler, haksızlığa uğrayanlar daha bir sürü kadınlar da var. Liste uzun haliyle ama ben  aklıma ilk gelenleri yazdım. Hatta sizde yorum kısmına sizin aklınıza gelenleri yazın lütfen.

Grace-kelly- muhteşem-kadınlar

Ülke yönetmeseler de eşlerinin yanında olup o ağır yüke ortak kadınlar Eva Peron , Jinang Qing ilk aklıam gelenler. Yönetici eşlerinden en çok Grace Kelly ‘ ye hayranım. Güzelliğine, zerafetine bütün dünya hayran. Bence Garibaldi ailesi her ne kadar köklü bir hanedenlık olsa bile eğer bugün bir Monaco  varsa  ona borçludur. Diğer yandan yaşamı renkli gibi görünsede kadın zor bir hayat yaşamış. Hikayesi yapımcılara elbet film yaptıracaktı. Başrolde ise harika, zarif  bir kadın Nicole Kidman olacaktı. Gerçi onun güzelliği bile  Grace Kelly’ e yanaşamadı. Filmin adı  “Grace “

Güçlü kadınlar…

Büyük Katherina var Rusya’ yı Rusya yapan kadın!  Almanya’dan  gelin olarak  gelen  Katerina! Bana en sevimli icraatı aldığı 250 parça tabloyu sergilemek için St.Petersburg’ da Hermitage binasını yapması geliyor 🙂 O kadar güçlü bir kadını dünya bir daha zor görür, denir. Aşağıda anlatacağım İngiliz kraliçelerini bile sollamış o derece… 

Kraliçe Elizabeth en uzun tahtta kalan kraliçedir.
Güçlü-kadınlar-Kraliçe-Elizabeth

I.Elizabeth ve Victoria iki büyük kraliçe. I.Elizabeth zorlu yaşamı  ile Victoria ise tam 63 yıl 7 ay İngiltere’ yi yönetmesi ile listemde. Gerçi şimdiki kraliçe onun rekorunu kırdı.

Viktorya ile ilgili bir yazım var, yaşadığı garip aşk hikayesi hem de bir Hintli hizmetçi ile. Aman ne olaylar olaylar 🙂 şurdan o yazıma ulaşabilrisiniz. Kraliçe Victoria , Abdulkerim ve Oryantalist ressam Rudolf Swoboda

 şu an kraliçeyi anlatan adı  ” Quenn “   isimli film izlenilesi. Listeye alınız. Kraliçe olmak istemez, acıyabilirsiniz hatta.

İlginç bilgi; kraliçe Victoria  düğününde ilk kez beyaz gelinlik giyen kişidir.

Margaret Teacher
Ülke-yöneten-kadınlar

İngilizlerden bahsedince kadın liderlerden anmadan geçilmeyecek isim çağımızın en güçlülerinden Margaret Thatcher ! Bilgi, donanım, azim, güç hepsi bir kadında.  Hayatı film olanlardan biri de o. Filmin adı lakabı olan ” Iron Lady “ . Bu filmde dikkat çeken Merly Streep’ in Thatcher ‘a benzerliğiydi. 

Diğer ülke yöneten kadınlar ise yaşadığı coğrafyalar yüzünden listede olmasa  olmazlarımdan ;  Benazir Butto Pakistan   İndira Gandhi ise Hindistan’da başarılı olmuş yöneticilerdir. Her ikisinin de suikaste kurban gitmesi trajiktir.  

Benim ilk aklıma gelenleri bir çırpıda yazmaya çalıştım.Mutlaka hayatın her alanında başarılı birçok kadın vardır, olacaktır.

Sabiha GÖKŞEN unutulmamalı, Türkan SAYLAN, Nermin Abadan UNAT, Jale İNAN, Safiye Ali atlanmamalı. Cahide Sonku,Afife Jale…

İnstagramdaki postun altına gelen listeye eklenecekleri sormuştum. gelen isimlerden biri Frida ki onun hikayesini bilmeyen yoktur. Onun gibi sanatçı olan ve  maaleseef onun gibi hocası ve hayatının erkeği  yüzünden çok çeken bir kadın Camille Claudel’i unutmamak lazım. ( hatırlatan seçilaltan34  hesabına teşekkürler) 33 yılı bir erkek yüzünden akıl hastanesinde geçirmek ne demek yaaa:( Haa o erkeği merak ettiyseniz heykeltraş Rodin. Hani şu ünlü düşünen adam heykelini yapan şahsiyet. Buna benzer bir acı aşk hikayesi de bizde var. Bedri Rahmi EYÜPOĞLU ve değerli eşi Eren Eyüpoğlu. Eren hanım da aynen Camille gibi daha yetenekli olduğundan olsa gerek eşelrinin gölgesinde kalıp acıya-ihanete maruz kalanlardan.  

Erkeklerin gölgesinde kalmış kadınların başında Einstein ‘ın karısını koyarım mesela onu da anlattığım bir yazım var. Linkini aşağıda 

Einstein ‘ın evinde

Kocalarının yanında onlar kadar emekleri olan kadınlar var Tolstoy’un, Dostoyevski’nin eşleri gibi onları da anlattım. 

Tolstoy ‘un evinde 

Dostoyevski ‘nin evinde 

Kadın olmak güzeldir ve unutmayın kadınların bıraktığı izleri takip eder dünyamız… 

Sevgiyle kalın .

7 Comments

  1. Keyifle okudum. Yazida adi gecen kadinlarin coguna ben de hayranim. Amelia Earhart ortaokulda Ingilizce ders kitabimizda ilk kez karsilastigim ve zihnime kazinan bir isim. Vivian Maier’i ise fotograf sevdam sayesinde tanidim ve bana cok ama cok ilginc geldi ve cok sevdim. Iki kadin var beni cok etkileyen. Biri Diana Nyad 64 yasinda 53 saat araliksiz Kuba’dan Florida’ya yuzen ve bunu 5. denemesinde gerceklestiren ustelik kopekbaligi koruma havuzu olmadan. Digeri ise Immacule Ilibagiza. Rwanda katliami ve sonrasinda yasadiklari beni cok etkilemisti. Bu guzel paylasim icin tesekkurler sevgili pustoodunya.

  2. Muhteşem, belgesel tadında bir yazı olmuş, bilmediğim birkaç özel ismi de öğrenmiş oldum, yer yer duygulandım, yer yer bizden daha çok olmalıydı diye eseflendim ama sonuçta dünyadan böyle güzel hemcinslerimin geçmiş olması mutluluk verici, kadının gücü yabana atılacak gibi değil. Sevgiler 🌹❤️

    1. çok haklısınız nice Türk kadını da var daha da olmalı .Çünkü ben bizlerin bu kadar olumsuzluklar içinde çok da sağlam durduğumuza inanıyorum .Sevgiyle kalınız .

  3. Gezmeyi seven biri olarak Sabiha Gökçen Havalimanı’nın ismine bayılıyorum.

    1. yazıma ekleyeceğim , iyi ki aklıma getirdin. Hep biri eksik sanki diyordum ve demek Sabiha hanımmış. sağol

  4. Atalamadım değil mi? Umarım atlamadım. Eklenmesi adına Frida. Acıdan doğan kadındır benim için. Ben yazıya bayıldım. Unutuyoruz her zaman unutuyoruz ve şu an baktığımda aklımdan geçen şey : aslında çok güçlüyüz ve aslında başarabiliriz. ❤️

    1. aslında Frida yazımdaydı ama nedense fotoğrafını silerken sildim ve kaydette basmış bulundum:( ekleyeceğim. sağol

Bir Cevap Yazın