Hindistan’da gezilecek yerler / Amritsar

Her zaman çantamda taşıdığım küçük bir  defterim var. Yine bir gün İzTv’ de belgesel izlerken Hindistan’da gezilecek yerler listeme  Amritsar’a gidilmeli, Altın Tapınak görülmeli diye not düşmüşüm. Birde Varanasi’yi yazmışım.

Hımm neymiş Hindistan’da gezilecek yerler listesinde Amritsar ve Altın Tapınak başlardaymış. Gezi öncesi  detaylı araştırmalar yapmıştım, onlarca video izlemiş, çeşitli kaynaklardan bilgiler okumuştum. Fakat ne kadar okursanız okuyun ancak gidip  gördüğünüzde bir çok şey yerine oturuyor. Aşağıda Amritsar şehrini, dinini, ilginç tapınaklarını, biz nasıl gittik, nerede kaldık, neler yaşadık hepsini anlattım. Umarım gidecek olanlara rehber olabilir.

Hindistan’da gezilecek yerler / Amritsar 

Yıllar önce haberlerde duymuştuk mutlaka hatırlayanınız vardır.

” Hindistan’ ın Pencap eyaletinde ayrılıkçı gerillalar ve güvenlik güçleri arasında  çıkan çatışmada ölenlerin sayısı … olarak tespit edildi. ”

O dönemde üç hafta boyunca Altın Tapınağa sığınan Sighler  Gandhi’ nin talimatıyla topluca öldürülmüş. Bu olay Hindistan tarihinin de acı günü aslında… Sonrasında da zaten Gandhi de Sigh olan koruması tarafından öldürülmüş. İşte Hindistan ve dünya tarihinin önemli olaylarından birinin  yaşandığı Altın Tapınak bu şehirde Amritsar’da!

Peki  kim bu Sighler?

Sighizm ve Sighler

Dünyadaki Yahudilerden daha fazla mensubu olan inanışta Tanrı tektir ve Tanrı her yerdedir. Herkes eşittir, herkes kardeş. İyilik ve hoşgörü temel prensipleri. Aynı zamanda  reenkarnasyona inanırlar.

Her Sighin yenmesi gereken 5 kötülük vardır;

Ego   Öfke   Hırs   Maddi bağlılık ve  şehvet duygusu

Bu kötülüklerle savaşırken kullanacağı 5 erdem ise;

Memnuniyet   Hayırseverlik   Şefkat   Olumlu Tutum

Bütün bunların dışında yalan söylemek, hırsızlık, alkol-sigara gibi bağımlılık yapan şeylerin kullanımı, aşırı eşyaya dünya malına düşkünlük yasaktır. (hoş her dinde yasaktır da nerdeeee)

p1000394
Amritsar-altın-tapınak

Bir Sighi toplum içinde ayırt etmek ise çok kolaydır.

5 K dedikleri olmazsa olmazları onları tanımamıza yardımcıdır.

5K nın açılımı ise şöyledir;

  • Kesh – saçlarını kesmezler
  • Kangah – tarak taşırlar
  • Kaccha – içlerine kısa pantolon giyerler
  • Kirpan – hançer ya da kılıç taşırlar
  • Kara – çelik bilezik    takarlar

Günümüzde sadece kirpan’ı yerine getirmeleri sıkıntılı olduğundan minyatür hançer taşıyorlar. Diğerlerinin hepsini uygulamaya gururla devam ediyorlar.

p1000409
Amritsar-Altın-tapınak-
Altın Tapınak  
p1000376
Amritsar-Altın-Tapınak

Amritsar’ daki tapınak sighler için bir hac merkezi kabul ediliyor. Binaya dört giriş var ve  bunlar hoşgörü ve açıklığı temsil ediyormuş. Suni göl içerisinde bir köprü ile ulaşılan altın varak ile kaplı tapınak binası kutsal buluşma yerleri. Sihlerin başlıca kurallardan biri de temizlik olduğu için özellikle ibadet yerlerine girişte buna çok dikkat ediyorlar. Girişlerde ayakkabılarınızı emanete veriyorsunuz, mutlaka saçınızı erkek kadın farketmeden bağlıyorsunuz ve ayaklarınızı girişteki suda yıkayarak ilerliyorsunuz. Komplekse girdiğinizde soldan sağa doğru bir yol izleyip havuz kenarından dolayısıyla  ortadaki altın tapınak etrafından yürüyüşünüzü tamamlıyorsunuz.

Amritsar …

Mümkün olduğu kadar bunu sessiz sedasız, sakince yapmanız gerekiyor. Bu arada dış kapıdan girdiğiniz an  ilahileri duyuluyor. Kutsal kitapları Guru Garath Sahib   7/24 canlı okunuyor. Bir takım müzik aletleri eşliğinde okunan sözler siz anlamasanızda resmen insanı sakinleştiriyor.

Girişin solundan ilerlediğinizde helva dağıtılıyor. Bunlar istediğiniz kadar bağış  karşılığında (size kalmış yani  10 rupi de olur 100 rupide) aynı miktarlarda  dağıtılıyor. Bu helvayı yemiyorsunuz tapınak  içinde giden köprü başındaki görevliye veriyorsunuz o da dev kazana atıyor. Siz içeri gidip dua ediyorsunuz, çıkışta yine aynı kazana atılan helvadan bir parça size veriliyor. Böylece tatmış oluyorsunuz maksat anlaşıldığı üzere bir şekilde paranın dönmesi. Boşa Amritsar büyülü bir yer demiyorum.

Amritsar ‘da Yemek olayına gelince

Altın tapınak kompleksinde ayrıca sürekli yüzler hatta binlerce  kişiye dağıtılmak üzere hazırlanan  yemek ve ekmek hazır bulunduruluyor. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından Amritsar’ a  gelen Sighler ve bizim gibi turistler hiçbir ücret ödemeksizin karnını doyurabiliyor. Sualsiz sorgusuz oturup karnınızı doyurabilirsniz, bir kez değil bir gün değil, ne kadar isterseniz  kapıları her daim açık. Kurdukları sistem ise  takdir edilesi.

Şöyle ki; tapınakta yapılan tüm hizmetler orada bulunan Sighler tarafından gönüllülük çalışması üzerine kurulu. Kapıda ayakkabınızı dizen adamdan, yemek pişirilmesi, bulaşık yıkanması, etrafın temizliğine kadar herkes gönüllü burada.

Yemek yapmak işini biraz açmamız gerekiyor. Örneğin yeşil  mercimek çorbası, nohut yemeği  ve ekmek  menüsünü hazırlamak  için en basiti onlarca un çuvalının açılması, taşınması gerekir. Kilolarca soğan sarımsak soyulması gerekir. Tonlarca undan yapılan ekmekten bahsediyorum ki bu  bir sürü  insanın sürekli hamur başında olması anlamını taşıyor. Saçlarda pişen ekmeklerden her gün onbinlerce yapılıyor diye okudum, görmesem inanmazdım gördüm halen şoktayım.

p1000431
Amritsar-Altın-Tapınakta-yemek nasıl yenlir
img_8510
Amritsar-

Diyelim ki acıktınız onlarca insanla birlikte sıraya girip tabldot tabağınızı alıyorsunuz, diğer yanda kaşık  bardak, ilerleyip üst salona çıkıyorsunuz. Görevlilerin işareti ile yere yanyana oturuyorsunuz. Orada herkes eşit miktarlarda yemek dağıtılıyor. Zenginmiş fakirmiş, eğitimliymiş cahilmiş, şehirli-köylü, kadın-erkek ya da çocuk farketmeksizin yanyana aynı yemeği yiyorusunuz. Ekmeği bitirmeniz çok çok önemli aman dikkat! Çünkü ekmek  kutsaldır. Ekmeği dağıtırken ellerini dua eder gibi açmalarının sebebi de bu, ekmek kutsaldır.

Yemeği bitiren ellerini kutsal adlettikleri suda yıkıyor, boş tabaklarını kalkıp çıkış kapısındaki bulaşıkhaneye veriyor. Orada da muazzam bir yoğunluk var normal olarak, kolay değil sürekli dağıtılan yemeğin bulaşığı ordan geçiyor. Metalin birbirine çarpma sesi bile bir müzik adeta ve bu noktada genelde kadınlar devreye girtiyorlar. Yemek kalıntılarını temizleyen bir ekip, sonra şöyle bir üstten çalkalayan ekip var. Çalkalama işleminden geçen tabldot tepsiler detaylı yıkanan kısma geçiyor. Yıkanmış tabaklar üstüste birkaç kişi tarafından taşınarak ilk başta insanların sıraya girdiği yere geliyor. Kısaca bir daire etrafında sessizce yapılan bu yemek dağıtım olayı okurken bile sizlere yeterince karışık gelmiştir. Bir de bizi düşünün resmen şoka girdik.

Tapınakta sürekli içme  suyu da  dağıtılıyor, içip bardağı yıkayan ekibe teslim ediyorsunuz. Bir bakıyorsunuz onlarca insan oturmuş bardak yıkıyor, temizleri tepsiye dizmiş standa taşıyor filan etkilenmemek mümkün değil. Diyelim 1 saat çalıştınız bekleyen başka işiniz var kalkıyorusunuz, hopp bir başkası işi devralıyor, bunu da birbirleriyle konuşmadan sessizce yapıyorlar.

img_8485

p1000432
Amritsar-altın-tapınak-
p1000424
yıkanan tabaklar
Amritsar-bulaşık yıkama bölümü
 Amritsar’da ibadet 

İlahi okumalar, ibadet gereği havuza girip ıslanmalar, meditasyon yapar gibi  ibadet hali tüm gün ve gece sürüyor. Her gece kutsal kitap altın tahtarevana konulup kilitli odaya törenle taşınıyor. Sonrasında saat 23.00  gibi tapınak geçici kapatılıp temizlik başlıyor. Her gece en ince ayrıntıya kadar temizleniyor. Daha sonra da gece 03.00 gibi tüm tapınak yıkanıp, süt ile temizlenip gülsuyu ile mis gibi kokutuluyor. İsteyen bu anıda tapınakta kalıp izleyebiliyormuş aklınızda olsun.

Amritsar’ a Delhi’den nasıl gidilir? 

p1000176
tren istasyonunda yatan insanlar

Amritsar’ a otobüsle, araç tutarak ya da bizim yaptığımız gibi trenle gidilir.

Delhi’ de bir gün bizi gezdirmesi için kiraladığımız araç şoförüne öncelikle istasyona gidelim dedik. Maksadımız herkesten duyduğumuz Hindistan’ da tren bileti almanın kabusundan bir an önce kurtulmak. Fakat gidince turistler için hizmet veren birimin gayet iyi çalıştığını gördük. Hadi o zaman madem burdayız bileti alalım, dedik. Ama bir baktık ki istediğimiz saatteki trendeki biletler diğer sınıflara göre pahalı. Gerçi bizim paramıza göre bedava da havaya girdik bir kere her şeyin ucuzunun peşindeyiz. İşin kötüsü sabah erken para da bozdurmamışız,  eee  ne yapsak?

Derken daha 5 dk. önce tanıştığımız şöforümüz; –  sorun değil ben de var deyip,  cüzdanının en saklı köşesinden belli ki kötü ünler için ayrılmış bir parayı  çıkarıp vermez mi? Biz şaşırmış bakınırken bir anda görevli -sende kimsin turistleri rahat bırak gibi laflar etti. Öyle demiş olsa gerek adamcağız parayı bize verir vermez dışarı çıkarıldı, yazıkkkk. Bize bu çıkarılma olayı çok dokundu. Şöfor beyfendi      seyahatte tanıdığımız en iyi insanlar listesine girdi.

Sonuçta biz ertesi sabaha gidiş bir sonraki gün için de dönüş biletimizi aldık.

Delhi’den Amritsar’a tren yolculuğu nasıldır?
img_8559
Hindistan-trenleri

Yolculuk sabahı erken saatte yürüyerek istasyona vardık. Küçük birer çanta dışında yanımıza eşya da almadık sadece yiyecek atıştırmalıklarımız ve üstümüzdeki kıyafetler o kadar. Ama fincanlarımız ve küçük su ısıtıcımız yanımızda tabii ki 🙂 Trende bizi şok eden bir temizlik, bir sakinlik var hadi hayırlısı dedik. Aaa o da cam kenarlarında  ne fiş var, bildiğiniz elektrik fişi. Biz şoktayız doğal olarak. Asıl şok birazdan görevlilerin kahvaltı dağıtmasıyla yaşandı. Bizde  madem usul böyle deyip suyumuzu ısıttık, dağıttıkları bisküviyi alıp çayımızı yaptık. Aslında onlar sıcak suyu bile getirmişlerdi ama Hindistan’da su işi  biraz sıkıntılı maalesef.

Amritsar tren garından Altın Tapınağa nasıl gidilir?

Bütün pislik ve karmaşaya rağmen trende olmak nerede olursanız olun güzeldir. Ama söz konusu Hindistan ise aynı zamanda şaşırtıcıdır. Yol boyu gördüğümüz manzaralar ölene kadar aklımdan çıkmayacak zannediyorum. Öyle böyle derken Amritsar’a yaklaştık. Ama biz ilk gün yaşadığımız olayı unutamadığımızdan (okumayanlar için Burası Hindistan ! yazısını  tıklayınız) nasıl turist yapışkanlarından sıyrılırızın peşindeyiz. O an aklıma trende arkamızda oturan aile ile samimiyet kurmak geldi.  ” Altın tapınağa gitmek için ücretsiz servis varmış ama biz nerden kalktığını bilmiyoruz yardımcı olabilir misiniz ” dedim. Tabii ki, inince bizimle beraber gelin, dediler.

İndiğimizde her zamanki gibi bir sürü taksici, tuktukçu üstümüze geldi ama bizim Hintli’ nin  bir işareti ile uzaklaştılar. Fakat bir sorun vardı, ailemiz servislerin yerini bilmiyordu. Bunu birbirleri ile konuşmalarından hissettik. Adam eşi ve çocuğuna beni şurda bekleyin deyip başladı sağa sola sormaya. Bir o yana bir bu yana derken o önde biz peşinde o sıcakta istasyonun aslında hemen karşı sayılabilecek bir yerde servisleri bulduk. Adamcağız şöfore tembih etti, kesinleştirdi gidişimizi ve bizden ayrıldı. Artık o da   seyahatta tanıdığımız en iyi insanlar listesinde !

Amritsar Altın Tapınak yolunda

Nihayet altın tapınağa gidecek servisteyiz. Araç tıklım tıklım, camlar açık, pervaneler çalışıyor. Ama hava öylesine sıcak ki üstümüzden süzülen ter duş alıyormuşuz gibi hissettiriyor. Neyse ki kızlar arkada ben önde bir yerlerde boş koltuk bulup oturduk. Aracın hareket etmesi ile hepsi bir ağızdan bir ilahidir tutturmazlar mı. İçimden iyi yere dükkan açtıık, diyorum. Video çekmeye çalışıyorum ama bir yandan da tırsıyorum kızarlarsa diye. Tam önümde de sarıklı bembeyaz sakallı bir amca ile eşi oturuyor. Amca tam tip;  burnunun üstünden, kulağının kenarından  fışkırmış kıllar  filan ama gözünde  güneş gözlüğü var. Acayip cool duruyor, ilahilere katılmıyor. Yol boyu adamı iyice inceledim anlayacağınız. Yaklaşık 30 dk sonra merkezi bir noktada araç durdu herkes indi. İşte o an bizim kabus yine başladı.

Etrafımız bir dakika içinde  rikşacılarla doldu, üstümüze üstümüze geliyorlar. Ben anında kıllı amcaya yapıştım. Biz altın tapınağa gitmek istiyoruz kaç paraya götürürler biliyor musunuz,dedim. Maksat ona bu işi yıkmak.! Anen de tahmin ettiğim gibi oldu ve gidip bir kaç rikşaya sordu. Döndü geldi baktı anlatamayacak yine gitti. Yanımızda adamın karısı ile bekliyoruz. Uzakta;  atlayın hepimiz beraber gidicez, diye bir el etti.  Ohh be,  o an  nasıl mutluyuz anlatamam. Ben her zamanki gibi şöfor yanı yerimi kaptım, diğerleri amca ve eşiyle neredeyse sarmaş dolaş  tapınağa doğru yola döküldük. Parayı biz ödeyelim dedik almak istemediler ama ısrarımız sonucu  yarı yarıya yaparak ödedik.

O günün anısı kalsın diye de fotoğraf

img_8546
Amritsar-gezimizin- en-güzel- fotoğrafıdır

çektirelim dedik. Rikşayı kullanan çocuğa telefonumu verdim. Fakat gelen geçen,  arkadan kornaya basan derken heyecan yaptığını  farkettim çünkü 4-5 kez göstermeme rağmen bir türlü çekemiyordu. Artık uğraşamayacağıma daha doğrusu birkaç denemeden sonra öğrenmiş olduğuna kanaat getirip teşekkür ettik. Amcalar rikşayla evlerine doğru deva ettiler biz ise tapınağa girdik. Akşam olupta dinlenirken fotoğraflara bir baktık ki bizim şöfor bunu çekmiş. Ahh kıyamam sana güzel çocuk, ne kadar harika bir fotoğraf bu böyle. Parmaklarının arasından görünmeyen biz ve o günün anısı. Samimiyetin ve  saflığın fotoğrafı bu aslında. Belki Hindistan’daki en güzel fotoğrafımız budur…

img_8544
Fotoğraf çekemeyen rikşa sürücümüz 🙂

Şöyle Amcamızı ve seni de  seyahattaki en iyiler istesine alalım 🙂

Tapınak yolunda

Rikşadan inince kalabalığı takip edip tapınağa kadar geldik. Önce bir WC ziyareti yapalım, elimizi yüzümüzü yıkayalım zira yollar toz toprak. ( rikşa dediğimiz taşıtın da  her tarafı açık)  İşaretleri takip ederek tuvaletleri bulduk ki o da ne yüzlerce kadın yalınayak, şaşırdık. Elinde kıyafet çıkınları, sabunları banyo yapmaya hazırlananlar, yapmış saçını tarayanlar, ufak bebeğini yıkayana kadar her çeşidi orada… Anladık ki aynı zamanda burada duş alınıyor, peki olabilir onalra göre bu normaldir, dedik.

İyi de biz WC yi kullanmak istiyoruz dış alamayacağız ki??? Fakat  geçmek mümkün değil, sorun kalabalık olması da değil herkes bize bakıyor gülümsüyor fotoğraf çektirmek istiyor. Sorun bu!

Tamam bacım çekiliriz bir işimizi görsek,burası wc yahu manzara yok bi şey yok. Bizi niye tuvalet koridorunda fotoğraflamak istiyorsunuz?  Demeye çalışıyoruz ama nafile çoktan sıraya girdiler bile.

Aslında ablam ve Mihiban şanslı çünkü içlerinde en beyaz tenli olarak her defasında kurban benim. Hintli kadınlar etrafımız çeverlemişken bziim kızlar tuvalate girdiler. Neyse ki kadınlardan biri anladığımız kadarıyla;  -ya sizde hiç mi  utanma yok. Şu turistlere sıra versenize gibi bir şey konuşulmuş olsa gerek öne geçtik. Şimdi siz bunu okurken amma olay wc sırası alt tarafı  diyorsunuzdur. Hindistan’ da bir tapınakta umumi tuvalet diyorum arkadaşlar   kabus ötesiydi. O gün orada ilk kez Hindistan’ da turist olmanın ekmeğini yemiş olduk.

Çıkışta yine aynı izdiham, aynı ” foto please ” ler sürdü. Bina içinde yerler, oturaklar her santim insan doluydu. Yerde yatanlar, çantaları yastık yapanlar. Baktık orada bir danışma var hemen vakit kaybetmeden nerede konaklayabileceğimizi sorduk. Adam bir şeyler söyledi ama anlamak mümkün değil. O an bende yine ampul çaktı ” lütfen bir kağıda yazarmısınız,  dedim. Bu cümleyi seyahatin ileriki günlerinde de bolca kullandım, siz de öyle yapın çok işe yarar bir yöntem.

Amritsar’ da nerede ücretsiz konaklayabiliriz?

Artık elimizde kağıt tarif ettikleri üzere yürüyoruz ama birine sormalıyız. Çocuğu kucağında bir adamı gözümüze kestirdik. Aldı kağıdı baktı, o da başkalarına sordu sonra başıyla  takip edin beni, dedi. Bir başkası geldi kağıda baktı. Fikir alışverişi yaptılar, o sırada onlarca insan bizim fotoğrafımızı çekiyor ortam tam bir kaos…

img_8472
kare şeklinde ortada avlusu olan yatakhane

Kocaman bir binanın önünde işte burası dedi ve gitti. Giren çıkandan anladığımız kadarıyla işimiz sakat, nasıl kalacağız burada? Meğer bütün o girip çıkan insanlar kadın ve erkekler  ayrı bölümlere çıkıyor, eşyalarını bırakıp tapınağa koşuyorlarmış. Hindistan’ ın her köşesinden büyük bir heyacanla buraya gelen insanların tek bir amacı var. O da bizim bildiğimiz tabir ile hacı olmak! O yüzden heyecan içinde karmaşa yaratıyorlar ve bu çok normal. Bir de üstüne üstlük tapınağa girmeden önce mutlaka duş almaları gerekiyormuş. Şimdi taşlar yerine oturdu. Demek tuvaletti kalabalık o yüzden, o yüzden kadınlar bulduğu her çeşme başında köpürt köpürte duş alıyorlarmış.

img_8541
Amritsar tapınak kaydımız

Biz kalacak yer konusunda boşuna tedirgin olmuşuz. Aslında sadece yabancılar için bir bölüm varmış, hemen girişte solda. Kapıyı çalıp girdiğimizde uzun boylu güler yüzüyle bir genç bizi  karşıladı. Hiç İngilizce bilmiyordu ama işaretle boş olan yerde yatabilirsiniz dedi. Kuralların yazılı olduğu levhayı gösterdi. Kayıt için pasaportlarımızı istedi. biz de bu sırada içerdeki yanyana tahta sedirlere bir göz attık. Odalardan birine baktık bir çarşaf serilmiş, çantalarda var. Hımm demek ki iki kişi var. Oysa oda 4 kişilik tüh ne yapsak ne etsek?

Türk aklı hemen devrede; çantamızdaki kendi çarşaflarımızı çaktırmadan yanyana serdik. Onlarınkileri de hafif iteledik. Nasılsa yoklar diye düşündük, çantalarımızı dolaba kilitledik ve kendimizi tapınağa doğru attık.

img_8540
Amritsar-ücretsiz-konaklayabileceğiniz-yer

Tapınağa girişteki ayakkabı teslimatı yapıp , ayakları yıkama ve hazırlıklı olduğumuz üzere başımızı bağlamak suretiyle giriş yaptık. O tapınağa ilk giriş, o kadar büyülüydü ki çok net söyleyeceğim TajMahal’ de bile o hissi almadım. Sakin insanlar, çalan müzik ve ahenkli ilahiler o kadar mistik bir hava veriyor ki şaşılacak şey. Demek bir de  Sigh olsak etrafımızdaki diğer insanlar gibi ağlardık.

Bir müddet şaşkın şaşkın helva dağıtılmasını, sağda solda uyuyanları, meditasyon yapanları, havuza girip yıkananları izledik. Kadınlar için ayarlanmış özel bölüme girdik. Ama havuz suyuna temas etmedik yanlış anlaşılma olmasın.

0db86b6f-e926-4d70-9d6e-b636c7d74b71
Tapınak kenarında huzur
Altın tapınakta akşam

Sonra nasıl geçtiğini anlamadık bir baktık akşam oluvermiş. Bir anda ışıklar yandı ve tapınak daha parlak daha bir görkemli göründü. Tapınağa giden köprü üzerinde  kalabalık artmaya başlayınca vaktidir deyip bizde sıraya girdik. Yanılmıyorsam 1 saat kadar ayakta sırada bekledik üstelik içeride ne  var niye girmek istiyorlar hiçbir fikrimiz de yoktu. Bu esnada insanların hep bir ağızdan ilahi okumaları o kadar güzel geliyordu ki hava az biraz serin olaydı tadından yenmezdi. Bir kelimesini bile anlamadığımız ilahilere nerdeyse bizde eşlik edecektik. Sonra yukarıda ekranlarda İngilizcelerinin de yazdığını farkettik . İyilikten zarar gelmez, muhtaca yardım etmelisiniz, komşunuza iyi davranın gibi sözler ve Waheguru’ nun öğretileri aktarılıyordu.

Neyse ki sıra geldi ve nihayet içerideydik. Meğer Altın Tapınağın içinde tüm gün dinlediğimiz bizim bant kaydı sandığımız ilahiler canlı olarak icra ediliyormuş. Bir kez daha saygı duyduk doğrusu. Kolay iş  değil saaatlerce yerde oturup  okumak, haliyle dönüşümlü yapıyorlardır ama yine de zor arkadaşlar,  kabul edelim.

İçeri girer girmez 5 dk içinde geri geri çıkıyorlar ve etrafından dönüp köprüden geçmek suretiyle saygı selamlamasını tamamlıyorlar. Bizim için bir istisna yapıldı,  sağolsunlar biraz kalıp etrafı izlememize izin verildi fakat fotoğraf çekmek yasaktı. Baş guru ile bir ara bakıştık kendisi başını öne eğerek bizi selamladı. Sanırım bunu oradaki herhangi bir Sighe yapsa ömrü boyunca eşine dostuna anlatacağı bir anısı olurdu. Bu guru denilen kişiler o derece önemli.

Hisler

img_8490

Bizde dışarı çıktık sanki görevimiz bitmiş gibi huzurluyduk. Orada ayaküstü tanıştığımız  delikanlı bizi üst kata çıkardı, orijinal kitaplarını gösterdi. O el yazması kitaba oteriteler paha biçemiyormuş. Daha da üst kata terasa çıktık. Birbirimize daha İstanbul’da iken nasıl gideriz daha doğrusu gidebilirmiyiz, nasıl tren bileti buluruz diye konuşurken şimdi Altın Tapınağa dokunuyorduk.  Çaktırmadan fotoğraf çektirdik ve ayrıldık.

Yemekhane binasını da görelim gelmişken deyip uğradık ama ne uğramak ağzımız açık, gözler faltaşı. Kalabalık, gürültü  ama garip bir düzen vardı. Bir müddet olanı biteni anlamak için izledik, yemek yemek için oturmadık onu da ekleyelim. Karnımız toktu, aç olanların yemesi daha uygun diye düşündük. Yoksa kokusu ve görünüşü gayet başarılıydı. Yatakhanenin yolunu tutma vaktimiz gelmiş geçmişti bile.

p1000434
Amritsar çarşaflarımız ve biz

Yatakhaneye gittik hemen hazırladığımız yere üstümüzdeki kıyafetler ile yattık. Hava sıcak, klima yerine tavanda bir pervane var. Fakat o kadar tavan o kadar  yüksek ki serinlik bize  gelene kadar sıcak hava dalgası ile çarpışıyor  ve sıcak yine sıcak olarak kalıyor. Yine de yol yorgunuyuz  hemen uyuruz derken yatağın sahibi kızcağız gelmez mi .

– bunlar sizin çarşaflarınız mı, dedi.

– evet bizim, dedik. Ok. no problem, dedi ve  eşyalarını toparladı çekti gitti. Bizde şimdi de diğer çantanın sahibi acaba kim merağı başladı. Derken baktık çekik gözlü 20’li yaşlarda bir delikanlı geldi. Gülümsedi hiç konuşmadan yattı, bizde yanına dizildik. Diğer odalar ve koridordaki  yatakların hepsinin sahipleri gelmiş ışıklar sönmüştü.

Nasıl güzel uyumuşsam artık sabah arkadaşımın dolabın anahtarını tuvalete düşürdüm, uyan demesiyle gözümü açtım . Yapacak bir şey yok boşver yat, dedim ve yine yattım. Tabi bir kaç dakika sonra dank etti. Dolabın anahtarı mı, pasaportlarımızın paramızın olduğu dolabın anahtarı mı? tuvalete mi düştü?

Çözüm için bizde nasıl bir telaş var hiç  sormayın.  Görevliler geldiler ellerinden geleni denediler ama açamadılar. Keserle kilidi kırdılar ve bunu da hiç sorun etmediler. Hatta  önemli değil olur böyle şeyler dediler. O sırada işgüzar biz gezginin saçma sorularına maruz kalsakta neyse ki olayı atlattık. Tekrar dışarı çıkıp etrafı gezdik ve geldiğimiz gibi servisle trene doğru yöneldik.

Tren istasyonunda bu kez farklı bir sınıfta bilet aldığımızdan daha düşük kalitede yolculuk yapacaktık. Ama hiç  sorun değildi varsın yemek verilmesin ne olur ki.

Fakat istasyonda farklı bir şeylerin döndüğünü anlamakta geçikmedik. Biletin üstündeki vagonun önünde beklerken bir anda herkes vagona asılan listeye üşüştü. Herkes dediğim yüzlerce insandan bahsediyorum. Kalabalığı yara yara listenin başına gittik ama bizim ismimiz yoktu. Bu durumda yapmamız gerekenin sırayla diğer vagonları kontrol  etmek olduğunu anladık. Nihayet yerimizi bulduk ve yolculuk başladı. Bir süre sonra  görevlinin biri geldi şu numaralı vagona, şu koltuklara gitmelisiniz, dedi. Haydaaa iyi de niye? Öyle işte, bir sebebi yok. Nispeten daha rahat koltuklara geçtiğimiz için sesimizi çıkarmadık. Öyle böyle derken gecenin bir yarısı Delhi’ ye vardık. Delhi sokaklarında sakın gece yolda yürümeyin, tembihlerine inatmış gibi üçüncü gecedir biz gece yarısından sonra sokaklardaydık.

Haa biz dolaştık, bir sıkıntı yaşamadık ama bu demek değildir ki gecelere akın gezin tozun. Yanıltıcı olmak istemem. Unutmayın  temkinli olmakta fayda var.

Hindistan ile ilgili diğer yazılarımı okumak isterseniz linkler aşağıda

p1000323
Amritsar-altın- tapınak
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

7 Comments

  1. Valla artık okumayacağım bu hindistan maceralarını sizinki de çok güzel inanmıyorum.
    Nasıl kıskanıyorum ve ben bir türlü gidemiyorum zaman, yanıma arkadaş, tek gitsem çevrem bırakmıyor.
    Yaaaaaaaaaa nedir bu offffff offfffff

    1. hiç öle düşünmeyin hep gidebileceğinize inannın . gün olur bir bakmışsınız elinizde bilet delhi uçaını bekliyorusunuz. bize aynen öyle oldu . bilete bakıp bakıp güler mi insan biz güldük , iananmadık , fotokopisini cebimizde taşıdık daha ne saçmalıklar . asında halen yaptığımıza inannamıoruz . o yüzden eminim sizde gününbirinde gidersiniz 🙂

      1. Çok tatlısınız “gün olur bir bakmışsınız elinizde bilet delhi uçağını bekliyorsunuz” çok iyi geldi burası.
        teşekkürler, inanmak evet deniycem. haberdar ederim sizi, takipteyim nasıl olsa.

Bir Cevap Yazın