Dubrovnik de gezilecek yerler

11.06.2012 DUBROVNİK 
       Özlemişim Dubrovnik ‘ in  o sakin , serin caddesini .  Adı neydi “Stradun ” evett  Stradun caddesi .Az önce ben sakin mi yazmışım ? Nasıl da yanılmışım. Nerede o eski sakin cadde adım atsanız turist ,  özellikle de Türk turistler . Vizesiz olması nedeni ile ( artık vizeli dikkat )  olsa gerek artık Balkanlar çok cazip diye fazlaca Türk tur firmasının gözbebeği durumda.Dubrovnik ‘ i istila etmişiz  gibi hissettik doğal olarak . Oysa 7 yıl önce geldiğimde daha bir şirindi . Kendi halinde savaşın izlerini silmeye çalışan umutlu bir şehirdi. O gelişimizde eski limandan adalar turu yapmıştık . Tekne turunde civardaki 3 adaya uğranıyor, öğlen yemeği veriliyor .Denize girip , güneşlenip sakin bir gün geçiriyordunuz . Şimdi aynı deniz ,aynı liman, aynı tekneler ama fiyat artmış .Malum turist çoğalınca normal .
 

Turist çoğunluğu Türkler  olunca gayriihtiyari kulak misafiri olduk . Amma abarttılar şu Dubrovnik ‘i  doğru dürüst hiç mağaza yokmuş diyen kadınlar  ve  onları gölge bir köşede bekleyen eşler … Belli ki  ” herkes gitti bir biz gitmedik “deyip  beyfendiler   zorla getirmişler. Öyle ki birkaç tanesinin   “abi ne işimiz var burda , bi halta benzemiyormuş bura ” diye dertleşirken gördük . Hatta rehberlerin ” Şehrin zaten gezilecek aman aman bir yeri yok .Eskişehir etrafı surlar ile çevrilidir. Unesco dünya mirası listesine girmiş bir kaç bina ,bu ana Stradun caddesi var .Onların dışında  liman, dar sokaklardan ibaret .” dediklerini duyduk. İnsanları eskişehre uzak bir otelde konaklatıp apartopar diğer uğrak noktasına götürüyorlar .Hemen hemen herkesin gittim gördüm ohhh aradan çıktı dediği şehirlerden biri oldu ya ben ona yanarım . Ama rehberler ne derse desin , gidip gören tur turistler ne düşünürse düşünsün ben Dubrovnik i severim . Bu şehri sevilen  şehirler listenize ekleyebilirsiniz  ya da vize almak için o kadar uğraştıktan sonra ne işim var başka yere giderim de diyebilirsiniz, size kalmış ….O yüzden ben yine de meraklısına neler yaptık siz neler yapabilirsiniz anlatayım .
 Kocaman duvarların ardında bizi bekleyen Dubrovnik ‘ e  kendimizi attıktan sonra yanımızda aldığımız bilgileri okuyarak etrafı incelemeye koyulduk .Tarihi çok eskilere dayanıyor buranın tipik bir deniz kıyısı şehrinin başına gelebilecek her şey gelmiş başlarına .Saldıran saldırana , himayesine alan alana diyebiliriz rahatlıkla , hatta   443 yıl Osmanlı himayesinde kalmışlar.( yıllık vergi ödeyerek ) Bilindiği gibi 1991 yılında Yugoslavyanın dağılmasıyla Sırp güçler tarafından kuşatılmış ve bonbardımana tutularak çok büyük hasarlar görmüş.Hiç izine rastlanmamasının nedeni en iyi 10 ortaçağ şehri olmasından ötürü Unesconun korumaya almasıdır. Cadde üzerinde ki Ontorio çeşmesi ile Orlando heykelinin önününden illa ki geçeceksiniz .Meşhur katedrali isterseniz gezebilirsiniz .Kulesinde saat başlarında çan ‘ a vuran bir  metal adam heykeli var . O metal adamı ancak  surları gezerken objektifiniz sayesinde görebilirsiniz .Dünyanın ilk eczanesi burada lafını o kadar çok duydum ki .İtabar edip girip bakmıyorum bile  ama buradaymış görmek isteyenler için not düşelim.Bizim gibi akşam üzeri gezmeye başladıysanız Dubrovnik size  daha da güzel gelecek .Bu küçük şehir  haziran ın başlarında bile çekilmez bir sıcak oluyor .Yukarıda bahsettiğim adalar turu ise Kolocep ,Sıpan,Lopud adalarına gidiş-geliş 16/9 2005 te 220 kuna yaklaşık 1 kişi 37 usd ödemişiz . Ama 2012 haziran gidişimizde hiç bakmadık bile çok değişmiş olacağını sanmam . Sakin güzel deniz arayanalr için ideal bir fiyat , öğlen yemeği ve içecekte işin içinde olduğundan .  Dubrovnik te yemek ,içmek pahalı onuı da eklemekte fayda görüyorum . 
       Güzelce surlara çıkış biletimizi aldık uzun , yorucu ama manzara açısından da doyurucu sur gezimizi yaptık .Şaka maka derken serin akşamının tadını  harika bir balık restouranti olan mobydick te  çıkardık . Haaa unutmadan burada da hemşehrilerimizi Arnavut dondurmacıları bulduk .Stradon caddesi üzerinde hangisine girersek girelim hiç tereddütsüz Arnavutça konuşmaya başladık . Bazen faydası olmuyor değil anlayacağınız .  
ne yapılabilir listesi ; 
surlarda gezin , oldtown u didik didik dolaşın , teleferiğe binip yukarıdan manzaraya bakın , adalar turuna katılın , kano deniz kum gani gani fırsat var vaktiniz de varsa değerlendirin. Turist kalabalığına aldanmayın yerel birileri ile mutlaka konuşun çok canayakınlar pişman olmazsınız …

görülecek yerler listesi  ;


·         Pile Gate
·         Ploce Gate
·         City Walls (surlar) giriş paralı , gezmesi yorucu , suyunuzu , fotograf mk. unutmayın 
·         Stradun Caddesi ana cadde illa ki ordan yürüyeceksiniz 
·         Onofrio Çeşmeleri pile kapısından hemen girer girmez heykeller harika 
·          Franciscan Manastırı 
·          Çan Kulesi ilginç bir heykeli var 
·          Orlando Sütunu caddenin sonunda limana yakın aslında küçük bir heykel 
·          St Blaise Kilisesi
·          Sponza Meydanı
·          Gundulica Meydanı
·          Rector Sarayı
·          Katedral
·          St Saviour Kilisesi
·          Mescid ara sokaklardan birinde namaz vakitlerinde açık sadece 
·         Belediye Binası & Marin Drzic Tiyatrosu
·         Eski Liman dikkatli bakarsanız o eski babaları ( halat bağlanan yer ) görebilirsiniz 
·         
bütün bunlar tourisim informationdan alacağınız harita da var . Hepsi de birbirine yakın  merak etmeyin . 


Aman yok oralara kadar gidemem diyorsanız ben  fotografladım . Buyrunuz ! 

 

 

Ontorio çeşmesi detayı

 

Çan kulesi deyip geçmemek lazım

 

 

dondurmacılar akraba çıkınca
iyi ki geldik kutlaması

 

Stradun caddesinin görünüşü

 

 

surlardan

 

yorgun filan değilim

 

 

eski liman

 

Pile kapısından giriş

 

şurası öğle yemeğini yediğimiz yer

 

orloando heykeli

 

el işlerini limanda satanları görebilirsiniz

 

ada turundan
Yazımı arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir