Dostoyevski ‘nin evinde

Birazdan Dostoyevski ‘nin evinde olacağız ama önce onun yaşadığı muhteşem şehir St.Petersburg ‘tan bahsedelim istiyorum.

St.Petersburg

Sadece 300 yıl önce bataklık zemin üstüne büyük Petro namı diğer deli Petro tarafından kurulmuş. Ama kısa süre içinde Rus İmparatorluğunun ihtişamını yansıtır hale gelmiş. Günümüzde ise iyi korunmuş tarihi ve sanatsal bir şehirdi. Gece açılır kapanır köprüleri, kanalları, müzeleri, sarayları ile görülmeye değer bir yerdir.

Birçok ünlü yazar, besteci ya burada yaşamış ya da en önemli anları burada geçmiştir. Puşkin, Gogol, Çaykovski ve tabii ki Dostoyevski !

Dostoyevski

Kızıl saçlı, epilepsi hastası, kumar tutkunu bir mühendis Dostoyevski !

Biraz çilekeş, çokça dindar, aşırı milliyetçi büyük yazar Dostoyevski!

Yazımın başlığında bahsi geçen ev müze haline getirilmiştir. Neredeyse St.Petersburg’da Hermitage Müzesi kadar ilgi görüyor diyebilirim.

Oysa Fyodor Mihailoviç Dostoyevski soğuk bir Aralık günü kurşuna dizilmek için bekleyen mahkumlardan biriydi. Son dakikada gelen haberci affı bildirdi ve dünya edebiyatının belki en büyüğünün hayatı asıl o gün başladı.

Af edildikten sonra Sibirya da – 40 larda 4 yıl kürek cezasına ve 6 yıl da er rütbesiyle seferî orduda hizmete mahkûm edildi. 

Dostoyevski ‘nin hayatı

Belki romanlarından ötürü alt tabakadan geldiği sanılsa da hiç de öyle değilmiş meğer. Tamam bir Tolstoy gibi soylu değil ama cerrah olan babasının 100 adet kölesi varmış. Fakat çocukluğu hem sarhoş hem zalim, cimri bir baba ve hasta bir anne ile geçirmiş. Babası annesiyle kız kardeşine de kötü davranırmış. 

Babası o kadar zalimmiş ki ölümü trajik olmuş. Şöyle ki; köleleri ayaklanıp bir köşede babasını yakalayıp bağlamışlar. Hayalarını taş ve tekmelerle paramparça etmişler. Bu vahşi ölüm biçimi, Dostoyevski’nin o meşhur sara nöbetlerini tetiklemeye başlamış. Bir anda sesi kısılmışve artık insanları tedirgin eden çok hafif perdeden bir sesle konuşmaya başlamış. Basurlarının verdiği acılar da o günlerde başlar ve ömür boyu devam etmiş.

Romanlarındaki karışık duygular, sorgulamalar, pişmanlıklar, merhamet ve şiddetli iç hesaplaşmalar demek ki zor bir çocukluk, asi gençlik, sürgün hayatına bağlanabilir.

Tabii ki büyük yazarın aşklarından da söz etmeliyiz. Sibirya ‘ da sürgündeyken tek dostu abisinin yolladığı kitaplarmış. İlk evliliğini küçük kasaba da tanıştığı dul bir kadınla yapmış ama mutlu değilmiş. Kendisini kumara vermiş. Karısı vereme yakalanınca masraflarla baş edemeyip iyice kumara yönelmiş. Fakat karısı ve abisinin ölümü ona Yeraltından Notlar (1864) kitabını yazdırmış. Her musibette bir hayır vardır demek 🙂

Dostoyevski / Polina

Onu kumarla tanıştıran ise bir kadın Polina! Zaten Kumarbaz romanında direkt ondan bahsede . Hatta Polina Suslova, Suç ve Ceza romanında Dunya olarak karşımıza çıkar, Budala’da Nastasya Filipovna, Karamazov Kardeşlerde ise Katrin Ivonava. Karakterlerin hepsinin özelliği de sorunlu
kadınlar oluşu. Yazarın çok etkilendiği aşikar.

1862 yıllarında Avrupa’ ya beraberce gittiği Polina ile evlenmiş. Bu yıllarda Avrupa’ya sık sık kumar borçlarından kaçıp, yeni rulet masalarına katılmak için gidermiş. Bu evliliği esnasında Suç ve Ceza’ yı yazmaya da başlamı . Ama Polina Suslov isimli kadın nedense ilişkiyi bitirmiş.

Yazarımız St.Petersburg ‘a dönmüş. Suç ve ceza o zamanlarda dergide parça parça yayınlanıyormuş. Nihayetinde para getirmiş ama kumar borçlarına ancak yetiyormuş. Yayınevi ” yeni bir şeyler yaz, bu çok tutulmadı” demesi üzerine ı yazmaya başlamış.

Dostoyevski karısı Anna ve çocukları

Dotoyevski / Anna

Her fırsatta kumar oynayan Dostoyevki öyle laylaylom takılırken bir bakmış ki yayınlanma süresine sadece 29 gün kalmış. Hemen işe koyulmuş. Kumarbaz romanını sadece 29 günde yazmış. Daha doğrusu yazmak zorunda kalmış. Çünkü her zaman yayınevinden telif paralarını peşin alırmış. Allahtan bu sırada işe aldığı steno sekreter Anna hayatına girmiş. Sadece 20 yaşında olan Anna bir anda hayatının aşkısı oluvermiş. Ayrıca sağ kolu olmuş .

Anna Dostoyevski ve Fyodor ile Luibov

Evliliklerinin ilk yılları Dostoyevski’nin kumara olan düşkünlüğü yüzünden sarsıntılı geçmiş. İkisi kız dört çocukları olmuş. Luibov ve Fyodor harcinde diğer ikisi ölmüş. Kızı Sonechka ( suç ve ceza daki Sonya ‘nın adını kızına vermiş ) 3 aylıkken ölmüş. Oğlu Alyosha da 3 yaşındayken ölmüş. Hatta ‘Karamozov Kardeşler’de oğlunu kaybeden Snegirev’in acısı, bizzat kendi yaşadığı evlat acısıdır denilir. Üzücü …

Maddi sorunlar yaşamaya devam etseler bile Dostoyevski’nin ölümüne kadar mutlu bir şekilde yaşamışlar. O kadar ki, üstadın evlilik yüzüğünü kumarda rehin bırakmasını bile sorun etmemiş kadın. Parasını kendi
ödeyip yüzüğü kurtarmış. Çok sevmiş demek !

Dostoyevski ‘ nin torunu olmak

Lyoha Alaeksy Dostoyevski

Peki hiç Dostoyevski’nin ailesinden birileri yaşıyor mu diye merak ettiniz mi ? Ben ettim ve araştırdım. Yazarın torunu Aleksey Dostoyevski, Petersburg’ta yaşıyor… Hem de bir vatman. Yani şehre gittiğinizde tramvaylardan birinde onunla yolculuk edebilirsiniz. Üniversite mezunu olmasına rağmen vatman aynı zamanda kendi kurduğu rock grubunda bas gitar çalıyormuş. Neden yazmıyorsunuz sorusuna ise “Yazar olmak için yetenek ve tutku gerekir. Bende ise yok. Olsa bile F.M.Dostoyevski’den sonra ne yazılabilir ki?” diye cevap vermiş. Bu arada onun hayatı da bir film yapılmış. Meraklısı için adını şuraya bırakalım ” A Descendant Of A Genius


Dmitri Dostoyevski

Yazarın torununun oğlu Dmitri Dostoyevski ise Moskova’da yaşıyor. 2005 de Rusya’da spor loto biletlerinin üzerine dedesinin resmini izinsiz basılmasına kızmış dava açmış. Fyodor Dostoyevski’nin uzun yıllar kumar alışkanlığından kurtulmaya çalıştığını hatırlatan torun, ünlü yazarın resminin biletlere basılmasının “aşağılayıcı” bir yönü olduğuna da işaret etmek istemiş.

Aynı dönemde yaşamalarına rağmen Tolstoy ve Dostoyevski hiç karşılaşmamışlar. Fakat her ikisi de yazdıklarını kaleme alan ve hayatlarını düzene sokan kadınlara çok şey borçlu aslında. Burdan onlara bir teşekkür sunalım.  Tolstoy yazım için şurayı tıklayabilirsiniz   …://pustoodunya.com/moskova-da-gezilecek-yerler-tolstoy-un-evi

Dostoyevski Mezarı

28 Ocak 1881’de öldüğünde Rusya görülmemiş bir cenaze töreni düzenlemiş. Cenazesi toplumsal gösteri için ayrıca bir fırsat olmuş. Üniversite öğrencileri ayaklarını zincirleyerek gelmişler. Yazarın kürek mahkumu edildiği günlere atıfta bulunmak için. Çarın muhtemelen hoşuna gitmemiştir. Ayrıca ölür ölmez yüzünün kalıbı çıkarılmış. Mezar taşındaki büst buna göre yapılmış. Mezarı ise Tikhvin Mezarlığı St.Petersburg dadır.

Suç ve Ceza’ nın şehri St.Petesburg

Kuşkusuz üstadın bütün eserleri çok güzeldir ancak benim için Suç ve Ceza ‘nın ayrı bir yeri var. O yüzden şehir de nazarımda apayrı bir anlam kazanıyor .

Dostoyevski Suç ve Ceza romanında; tefeciler, alacaklılar ve yoksullukla çevrelenmiş Raskolnikov karakteri üzerinden insanın eşitsizliklere başkaldıran ahlaklı bir varlık olması gerektiğini anlatır.

Suç ve ceza da adı geçen
Kokushkin Köprüsü

Karakterimiz şehirde gezer, birahanelere girer, meydanda dedikoduları dinler,  karakolda ifade verir. Dolayısıyla şehirle içiçedir. Petersburg bu anlamda size her köşede Raskolnikov ‘dan bir iz bulma fırsatı verir. 

Raskolnikov

Kitaptaki ana kahramanımız Raskolnikov Rus ve dünya edebiyatının en tanınmış karakterlerinden biridir. Küçük bir odanın bile parasını ödemekte güçlük çeken bir öğrencidir. St .Petersburg ‘da bir gün ve yaşlı bir kadını öldürür. Ancak daha sonra suçu onu akıl sağlığına sürükler. Raskolnikov evinin 19 Grazhdanskaya Cad. ve 5 Stolyarny Pereulok’un köşesinde yer aldığı düşünülüyor. adres linki aşağıda .

Raskolnikov
Evi, Grazhdanskaya ul., 19, St Petersburg, Rusya, 190031

Tv Programme ‘crime And Punishment’ (1979). Dostoyevski

Dostoyevski’nin döneminde, Hay Market Meydanı (şimdi Sennaya Meydanı) o dönemde kumarhaneler, meyhaneler  ve genelevlerle doluymuş. Bildiğiniz sefil bölge kitapta Raskolnikov ‘un meydanda gezinip nefret dolu ve küçümseyen gözlerle bakarken  o özel Petersburg kokusundan bahseder. Sayısız ayyaştan ve sefaletten bahseder. Kitapta Raskolnikov’u  bu meydanda cinayet işlemek için planını oluştururken görüyoruz. Aynı zamanda burada, Raskolnikov’un suçunu itiraf etmeye karar verdiği yer. Kısaca bu şehir Raskolnikov’un kan ter içinde geçtiği sokaklardan geçmenin heyacanını hissedeceğiniz bir şehir. Raskolnikov ‘ un apartmanı, geçilen köprüler hepsi görülebilir.

Sennaya Meydanı, St Petersburg, Rusya

Peki romanın geçtiği yerleri nasıl bulacağız ?

Dostoyevski / Raskolnikov ‘un apartmanının girişi

Benim gibi düşünenler ve şehri romanın izinde gezmek isteyenler düşünülmüş. Meraklıları için özel haritalar düzenlenmiş. Böylece Suç ve Ceza romanının geçtiği düşünülen yerleri görme şansınız var. Olayların geçtiği yerleri kolayca bulabilirsiniz. http://mappingstpetersburg.as.virginia.edu/projects/jconnolly/index.php?sid=5&pid=1

Dostoyevski’nin evinde

İşte yazar Yazar Dostoyevski’nin kendisi de bu sefil bölgeye yakın yaşadı.

Dostoyevski ‘nin evinin girişi

Yaşadığı bu ev Dostoyevski’nin St Petersburg’daki son dairesi. Tam köşe başında, meğer yaşadığı evler hep köşe başında olurmuş. Evinin penceresinden sokakları rahatlıkla gözlemlermiş. Bir de yaşadığı bütün evlerden illa bir kiliseyi görmek istermiş. Bence sadece takıntılı.

Dostoyevski’nin evinde salonu -alıntı foto

Dostoyevski, ailesiyle birlikte öldüğü güne kadar burada yaşamış. Düşünsenize yazar bu duvarların içinde yaşamış ve çalışmış. Bu evde  Karamazov Kardeşleri’ni tamamlamış. Adres ise şöyle;

Dostoyevski Müzesi, Kuznechnyy per., 5/2, Sankt-Peterburg,
Rusya, 191002
 ,

Dostoyevski müzesi sitesinden alıntıdır

Dostoyevski’nin evinde kimi eşyalar orijinal imiş. Şapka, yazı takımı, sigara tabakası, romanların müsveddeleri, mektuplar ve fotoğraflar orijinal. Ev eşyaları ise döneme göre dekore edilmiş, gerçekleri değil.

Ev hayatı ve kuralları

  • Çalışma odasında düzen tertip severmiş.
  • İzinsiz bir şeylere dokunulmasına çok sinirlenirmiş.
  • Her eşyanın, kitabın, sigaranın belirli bir yeri varmış.
  • Çalışma odasına arkadaşlarını ise asla almazmış.
  • Dostoyevski mum ışığında okurmuş, lamba sevmezmiş.  
  • Akşam 20 civarında ise mutlaka yürüyüşe çıkarmış.
  • Akşam yemeği yenildikten sonra 23 – 24 gibi yazmaya başlar, sabaha kadar da yazar dururmuş.
  • Uyurken mutlaka kafasını battaniye ile örtermiş.
  • Öğlene kadar da uyurmuş. Uyandıktan sonra kendi hazırladığı demli çayı içermiş. ( O da bizden , çaykolikmiş. )
Dostoyevski ‘nin sigara paketi

Diğer tutkusu ise sigara imiş hatta biri bitmeden diğerini yakarmış. Onun içtiği sigaralar müzede sergileniyor. Hatta sigara paketinin üzerinde kızının el yazısı ile “28 Ocak 1881, babam bugün öldü” yazıyor.

Dostoyevski’ nin yazısı

El yazısı demişken;  yazarın çok değişik bir yazı stili varmış. Halen çeşitli üniversitelerde bilim insanları notların yanına çizdiği eskizlerin üzerinde çalışıyorlarmış. Bildiğiniz bu neyin kafası durumu sözkonusu yani. Halen araştırılan konu ise gerçekten sara ( epilepsi ) hastası olup olmadığı. Çünkü nöbetleri tam zamanında tutuyormuş. Mesala kumar borcu için kapısına biri dayanınca. Tehlike geçince bir anda normale dönüyormuş. Biraz çakallıkta yok değilmiş hani. Freud ve niceleri bu konu hakkında yıllar süren araştırmalar yapmış. Şaka değil ! Peki yanında mıydılar iftira olmasın sakın derseniz de cevap hazır. Krizler hakkında bilgi karısı Anna ‘ nın yazdığı günlük özelliğindeki kitabında görülüyor. ( Remzi kitabevinin kitabını rahatça bulabilirsiniz)

Ben beyaz geceler döneminde yolumun düştüğü bu güzel Rus şehrini çok sevdim.  Kısmen de olsa Raskolnikov ‘un yaşadığı yerlerde dolaştım. Bir hayalimi gerçekleştirdim.

Artık Dostoyevski’nin yarattığı yakışıklı, zeki, yoksul, öfkeli hukuk öğrencisi Rodion Romanoviç Raskolnikov ‘un hikayesini bir kez daha okumak için hazırdım.

  • Aşağıdaki viedeodan yazarın hayatı anlatan diziden bir kesidi, Kumarbaz kitabını yazım sürecini anlatan kısmı izleyebilirsiniz.
Dostoyevski Kumarbaz ‘ı dikte ederken .

Yazıyı yazarken faydalandığım kitaplar

  • Dahiler ve aşkları / Özcan Erdoğan
  • Üç usta balzac, Dickens,Dostoyevski / Stefan Zweig
  • Kumarbaz / Dostoyevski
  • Suç ve Ceza / Dostoyevski
  • Dostoyevski / Andre Gide
  • Ruh Sürgünü / Nikolay Berdyaev
  • Kentler ve Gölgeler belgeseli

5 Comments

  1. Çok ilginçtir Anton Çehov’da aynı şekilde sibirya sürgününü Exile adlı eserinde kullanmış. Bildiğim kadarıyla yenisey ya da orhun yazıtlarıda sibiryaya sürülen bir subayın canı sıkılınca o civara ot toplamaya gitmiş tedadüfen taşları keşfetmişler. Yani kara kuru sibirya herkese ilham olmuş:)

    1. İlginç gerçekten 🙂 Sibirya da alan bol can sıkıntısından , soğuktan …

  2. Çocuklara gençlere böyle hikaye gibi anlatılsa tarih daha başarılı olunurdu, severek okuyorum yazılarını…

    1. Aynı fikirdeyim 🙂 bende aynı düşünce ile biraz renk katarak anlatmak istiyourm. Beğendiyseniz ne mutlu bana .Teşekkür ederim .

  3. Dünya edebiyatının en ilginç ve kaydedeğer yazarlarından birisinin izini yaşadığı şehirde sürmüşsünüz. Zevk alarak okudum. Kaleminize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir