Arnavutların Bayramı Dita e Veres

Biz yani Arnavutlar inatçılığımız ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı oluşumuzla biliniriz. Böreklerimizin, tatlılarımızın lezzeti dillere destandır. İstanbul’da köklü bildiğiniz tatlıcı, özellikle muhallebiciye gidin çekinmeden sorun Arnavut çıkacaktır. Vefa bozacısı, Hafız Mustafa, Zeynel muhallebicisi, Baylan pastahanesi benim ilk aklıma gelenlerden. şimdilerde bütün dünya başarılı şarkıcılarla ( Rita Ora, Dua Lipa gibi ) tanıyorsa da Türkiye cephesinde işler değişik. Her nedense düğünleri, düğünlerde çok altın takılmasıyla ve adetlerinin fazlalığıyla biliniyor. Evet doğrudur bizim birçok adetimiz vardır. bu yazıda size onlardan birini yani “DITA E VERES” i anlatacağım.

Her yıl 14 Martta kutladığımız bayram tadında eğlenceli bir adettir. Artık yavaş yavaş yeni nesil bundan bihaber ama yie de çoğu evde halen kutlanır. Bunun değişik şekillerde kutlamalarını her kültürde görürüz üstelik. Aslına bakılırsa Paskalya bayramı, Nevruz bayramı gibi bir kutlama mantığı var. Hepsi yazın başlangıcını kutlamak amaçlı. Benim kişisel görüşüm ise insanların uzun süren çetin kış şartlarından kurtuldukları bahar günlerinde haydi bir silkelenelim şöyle bir güzel eğlenelim kafasında yaşamak istemelerinden  kaynaklanıyor.

Dita e veres yumurtalarım

Dita e veres nedir? Neden 14 Mart tarihinde kutlanır?

Yazın  ilk günü kutlamaları  doğanın, ruhun yeniden doğuşunun bayramıdır. Bu birkaç popüler pagan kutlamasından biridir. 14 Mart’ta yaz başlar mı hiç demeyin. Bunun bir sebebi var Arnavutların ataları olan İlliryalılarda güneş takvimi yaz ve kış olmak üzere iki mevsimden oluşuyordu. Yaz Mart ayındaki ekinoksla başlıyordu. Antik çağlar, Roma, Julien ve en son değişen Gregoriyen takviminde de  güneş esastı. Buna göre yılın  ilk ayı Mart  ve yılın ilk günü 14 Mart idi.

Baharda çiçek açan ağaçları
Dita e veres bayramında ağaçlar

14 mart mevsim değişikliklerinin ilk günü olarak o yüzden kutlanmaya değer bir gündü. Artık bahar gelmeye başlıyor dallar yeşillenip çiçek veriyor, kuzular yavaş yavaş gelmeye başlıyordu. Kümes hayvanlarının yumurtlaması çoğalıyordu. Bu gibi değişiklikler insanoğlu tarafından elbet gözden kaçmamıştı. Ehh insanların da başkaca uğraşları olmadığından TV, internet, takılacakları kafeler gibi doğaya bakıp mutlu olabiliyorlardı. Kısaca kutlama için tüm şartlar yerine tam da 14 Martta oturuyordu.

Ataları İlliryalılardan duydukları mitolojik hikayelere dayandırılarak pagan inanışa göre yapılan bu adetin günümüze kadar geliyor olması ise Arnavutların gerçekten de adetlerine bağlılığının en somut örneğidir.

İlliryalılar : MÖ 4. yüzyılda bugünkü  Arnavutluk, Yunanistan, Hırvatistan, Slovenya, İtalya, Sicilya da yaşayan halk olarak bilinir. Arnavutluk halkı ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan  Arnavutların  İlliryalıların soyundan geldiği bilinmektedir. Pek çok  Roma imparatoru İlirya kökenliydi. Örneğin istanbul’ a ismini verenBüyük Konstantin, Aya Sofya’yı yaptıran I. Justinianus gibi. Ayrıca bugün konuşulan modern Arnavutçanın da Güney İllirya diyalektinden kaynaklandığı görüşü yaygındır. Bu sebeple Hint-Avrupa dil ailesi altına alınmış ama dünyada özgün bükümlü tabir edilen hiçbir dile bağlı olmayan tek dil olarak bilinmektedir.

dita e veres 14 mart günü tüm Arnavutlar tarafından kutlanır
2020 Dita e veres yumurtalarım

Dita e veres nerelerde kutlanır?

Antik çağlardan beri, bu festival her zaman  Arnavutluk, Kosova  ve Makedonya’da coşkuyla kutlandığı gibi dünyadaki tüm Arnavutlar arasında da aynı coşkuyla  kutlanmaktadır. Nerede olduğu farketmez Arnavut Arnavuttur. Benim birçok akrabam Makedonya başta olmak üzere dünyanın her yanına dağılmış durumda. Arnavutların yoğun olarak yaşadığı ülkelerden ilk aklıma gelenler ABD; Avusturalya, Danimarka, İsveç, Almanya, Avusturya, İtalya, Yeni Zellanda, Fransa, İsviçre, Hırvatistan, Slovenya, Bosna, Karadağ, Norveç, İngiltere.

Türkiye dışındaki ülkelerde  yaşayan Arnavutların coşkuyla kutlamasını ve biz Türkiye’ye göç etmiş Arnavutlar arasında nedense artık kutlanmaması ise bana hep ilginç geliyor. Açıkcası bu yazıyı biraz da o yüzden yazmak istedim.  

Arnavutluk Tiran / Dita e veres kutlamaları

Dita e veres günü ne yapılır?

Biz annemin, onun annesinden, annanesinden öğrendiği şekliyle kutluyoruz. Her yörede az çok benzer ya da farklı kutlanıyordur o kadarını bilemem. Ben bizim yaptıklarımızı anlatacağım.

14 Mart günü erken kalkarız. O gün dışarıya baktığımızda ilk kimi gördüysek tüm yıl onun gibi olacağımızı düşünürüz. Bu yüzden neşeli, çalışkan, sağlıklı biriyle karşılaşmak için heyecanlanırız. Henüz uyanmayan varsa diğer bireyler bahçeden ya da saksıdaki çiçekten iki dal koparıp birbirine vurur ve uyuyan kişinin başında haydi kalk bahar geldi, der. Ev ahalisi -sabah dışarı bakınca sen kimi gördün, sen kimi gördün diye birbirine sorar ve gülüşmeler olur. Sonra yumurta boyama işlemi başlar. Yumurtayı doğal yolla boyarız. Ispanak, ısırgan gibi yeşillikleri haşlama suyuna koyunca yumurta  yeşil, soğan kabuğuyla haşladıkladığımızda ise  turuncuya boyamış oluruz. Ben boyadıktan sonra üstüne şekiller çiziyorum. Yeni nesil de bu işler böyle. Rengarenk boyanan yumurtalar hevesle  tokuşturulur. Yumurtası kırılan çaresiz kırana kendi yumurtasını verir ama şakacıktan.

14 mart 2020 kutlu olsun
2020 Dita e veres yumurtalarım

Fazla fazla kaynatılan yumurtalar kapıyı çalacak çocuklara verilmek üzere hazırlanır. Tabi adetin bu kısmı çok geride kaldı. Eskiden kapı kapı gezilir, her kapıdan bir yumurta alınırdı. Makedonya’da birkaç sene önce 14 Mart’a denk geldim. Orada halen çocuklar ellerinde sepetle kapı kapı geziyor. Gezerken de şu tekerleme söyleniyor; “ciu ciu, glog glog, dita e veres esht e sote” . Türkçesi; civciv sesi çıkarıp peşinden bugün yaz günü geldi demek. Kapı kapı dolaşanlardan biri Amerika’da doğup büyümüş kuzenimin kızıydı. üstelik koca bir sepet yumurta toplamıştı.

Dira e veres- yumurtalarım

Artık İstanbul gibi bir şehirde kapı kapı gezmek mümkün değil ama  sabahın ilk saatlerinde teyzemi arayıp telefona da bu tekerlemeyi halen söylüyorum ve yumurtamı sakla gelip alıcam diyorum, gülüşüyoruz.  

Bütün bu işlemler yapıldığı gün mutlaka kolumuza bağlamak üzere kırmızı ve beyaz ipten yaptığımız Verore dediğimiz ipi bağlarız. Taa ki bir leylek görene kadar bu kolumuzda kalır. Leylek görünce de gider bir çiçek açmış ağaca bağlarız. Bu sırada dilek dileyen de varmış ama bize hiç öyle bir şey söylenmediği için yıllardır boşa bağladım artık diliyorum. Fırsatları kaçırmamak lazım.

çiçek açmış dallara asılar veroreler dita e veres e özeldir.
Verore-Arnavutluk-Bayramı-dita e veres

Neşeli kahvaltı sonrasında ise dışarı çıkmak, mutlaka bir yeşilliğe, bir çiçeğe dokunmak işin püf noktası. O gün mümkünse çiçeklerin saksıları değiştirilir, bahçe işi yapılır. Yani bu etkinlikteki maksat artık değişen tabiata ayak uydurmaktır.

dita e veres kurabiyesi Ballokume

Dita e veres gününe özel yapılan ballokume kurabiyesi
Alıntı-ballokume

Arnavutluk Elbasan şehrinde ise yüzyıllardan bu yana tarifi değişmeden gelen bir kurabiye dita e veres gününe özel mutlaka yapılır. Adı ise Osmanlı paşasının tadına baktığında ballı lokum gibi demesinden alınarak günümüze kadar “ballokume” şeklinde gelmiştir. Hep o paşadan önce adı neydi diye merak ederim, neyseee. Tarifindeki sır ise mutlaka bakır kapta ve tahta kaşıkla yapılmasında. Elbasan’da o dita e vere günü panayır kurulur. İnsanlar süslü kıyafetleri giyer, çiçekler dağıtılır, ballokume satılır, kadınlar en güzel ballokume kurabiyesini kimin yaptığı konusunda adeta yarışır. Bunu ben yerinde  hiç tecrübe etmedim ama çok isterim. İnternette haberlerde izliyorum ve çok hoşuma gidiyor. Umarım bir gün denk gelirim. Hatta Arnavutlukta dita e veres / 14 Mart resmi tatildir aklınızda olsun.

Benim bu bayram günü hakkında anlatacaklarım bu kadar. Sizlerin yapacağı bir ekleme varsa, sorusu varsa yorum bırakması yeterli.

3 Comments

Bir Cevap Yazın